BİZ KİMİZ?

Bizler, Allah’ın kitabında bizleri isimlendirdiği Müslümanlarız! (Hac, 77) Yine, Kur’an’da Müslümanların vasıfları arasında zikredileni “insanları Allah’a çağırmayı” (Fussilet, 33) kendilerine dâvâ edinmiş kimseleriz! Yine, Allah’ın kitabıyla insanları dâvet ettiği selâmet yurdu olan cennete ulaşmaları için insanlara çağrıda bulunan kimseleriz! (Yûnus, 25)

Bizler, Allah’ın Kitabı olan Kur’an’ı Kerim’in, İslâm dininin ana kaynağı olduğunu, onun önüne hiçbir kitabın geçirilmemesi gerektiğine inanan kimseleriz! Allah’ın kitabı Kur’an’ın, İslâm dininin tek kaynağı değil, ana ve birinci kaynağı olduğunu kabul eden Müslümanlarız! Kur’an’ın muhkem bir şekilde açıkladığı hükümleri bir başka kaynağın iptal etmesinin mümkün olmadığına inanan kimseleriz! Kur’an’dan referans almayan ve ona ters olan her türlü din anlayışı ve uygulamalarının doğru olamadığını düşünen Müslümanlarız! Dünyada ve ahirette kurtuluşa ulaşmanın ilk şartının Kur’an’ın muhkem naslarına tabi olmakla mümkün olduğuna inanıyoruz!

Bizler, Allah’ın kitabını doğru ve maksadına uygun olarak anlaşılması için Allah Rasûlü’nün açıklamaları ve uygulamalarının dikkate alınmasıyla ancak mümkün olduğuna inanan kimseleriz! Kur’an ve sünnetin birbirini tamamlayan iki temel kaynak olduğuna inanan mü’minleriz! Allah Rasûlü’nin uygulamalarını bir kenara bırakarak bunun yerine kendi kafalarından oluşturdukları yorumları koyan anlayışları tavsif etmeyen, bu tür yaklaşımları bir sapma olarak gören kimseleriz! Yine, Hadis külliyatlarında yer alan fakat Kur’an’ın ortaya koyduğu muhkem hakikatlere ters olan ve ayrıca tevil edilmesi de mümkün olmayan Hz. Peygambere nispet edilen rivayetleri kabul etmeyi de bir başka yönden aşırılık olarak gören kimseleriz!

Bizler, dinin bize ulaşmasında emeği geçen tüm alimlerimizi hayırla yad eden, onların samimi bir şekilde dinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamak için gayret ve çaba gösteren kimseler olduğuna inanan, onlara saygıda kusur etmeyi doğru göremeyen fakat Kur’an ve Sahih sünnetin koyduğu ilkelere ters olan içtihatlarını da körü körüne kabul etmeyi bir başka açıdan dinden sapma olarak gören ve bu tür taassupçu ve taklitçi anlayışları doğru göremeyen Müslümanlarız! Alimlerimizin Kur’an ve sahih sünnetin temel maksadına uygun olan yorum ve içtihatlarını başımızın tâcı yapan kimseleriz! İlmî mirasımızı dinin anlaşılması için bir zenginlik olarak gören fakat onu, herhangi bir süzgeçten geçirmeden olduğu gibi alınmasını da bir başka yönüyle yanlış olduğuna inanan tahkik ehl-i Müslümanlarız!

İslâm dininin gönderilesinin asıl maksadının, öncelikle insanların dünyalarını ıslah ederek kurtuluşlarını sağlamaktır. Dünyada insanlığın selâmete ulaşmalarını  ancak ve ancak Allah’ın kitabında açıkladığı hükümlere göre hem ferdi hem de toplumsal hayatlarını yaşadıklarında mümkün olduğuna inanan kimseleriz! İnsanların ortaya koyduğu din ve ideolojilerin insanları selâmete ulaştırması bir kenara her geçen gün daha koyu bir cehaletin ve ifsadın içerisine sürüklediğini kabul eden ve kurtuluşun ancak ve ancak hayatın İslâm’ın ortaya koyduğu hükümlere göre yeniden inşa edilmesiyle mümkün olduğuna inanan mü’minleriz! Allah’ın kulları için belirlemiş oluğu hükümlere göre insanlar arasında hükmedilinceye kadar her türlü yönetimden teberri eden muvahhid Müslümanlarız! Dünyamızın, her türlü ifsat, zulüm ve toplumsal düzeni bozan unsurlardan arınarak, sevgi, yardımlaşma, güven, barış ve huzur içerisinde yaşayacakları selâmet yurdu haline gelmesinin ancak ve ancak İslâm’a tüm yönleriyle hakkıyla ittiba etmekten geçtiğini bilen ve insanları buna dâvet eden kimseleriz!

Bizler, hem dünya hem de ahiret kurtuluşunun bir cemaate, bir tarikate, bir mezhebe, herhangi bir derneğe veya vakıfa müntesip olmakla olmayacağına, Kur’an ve sahih sünnetin ölçülerini belirlediği şekilde Allah’a kulluk yapmakla mümkün olacağına inanan kimseleriz! Kurtuluşun, sadece bireysel anlamdaki görevlerimizi yerine getirmekle mümkün olmayacağına, toplumsal manadaki görev sorumluluklarımızı da hakkıyla kuşanmakla ancak mümkün olduğuna inanan mü’minleriz!

İnsanların hem dünya da hem de ahiretten ancak ve ancak kurtuluşlarının Allah’ın kitabına göre hayatı inşa etmekten geçtiğini bilen ve böyle bir dünya inşa etmek için güçleri nispetinde gayret gösteren kimseleriz! Bu amacı gerçekleştirmeyi kendileri için kulluklarının bir gereği olarak gören ve bu amaca ulaşmak için bir araya gelmiş Müslümanlarız! Hem dünyamızı hem de inşaAllah ahiretimizi Kur’an Yurdu haline getirmek için güç birliği yapan mü’minleriz! Kur’an’ın bizleri dâvet ettiği asıl yurt olan cennette gitmeyi kendilerine hedef olarak belirleyen ve bu konuda kendilerine destek olacak veya kendilerinden yardım isteyen tüm Müslümanlarla birlikte o hedefe ulaşmak için yardımlaşmayı hedefleyen kimseleriz!

Bizler, Merhum Ahmed Kalkan hocamızla uzun yıllar dâvâ arkadaşlığı yapmış, O’ndan ilim öğrenmiş kimseleriz! O’nun bize miras olarak bıraktığı İslâm dâvâsını bizler de kendimizden sonraki nesillere taşıma mücadelesi veren ve O’nun sürdürdüğü mücadeleyi kaldığı yerden güçleri nispetinde sürdürmeyi kendilerine görev addeden kimseleriz! İslâmî mücadelenin ilk insandan beridir rabbanî dâvetçiler tarafından temsil edildiğini, bizler de kendi yaşadığımız çağda ve toplumda bu temsiliyetimizi gücümüz el verdiği oranda sürdürmeyi kendilerine en önemli görev edinmiş kimseleriz!

Hem dünyayı hem de ahireti selâmet yurdu haline getirmeyi kendimiz ve içinde yaşadığı toplumun için hedef olarak gören kimseleriz! Bu hedefe ulaşmanın, söylemlerden daha önemli olarak ortaya konulacak davranışlarla ancak mümkün olduğunu bilen, Rabbimizin şu âyetlerinde ifadesini bulan kimselerden olmayı uman kimseleriz: "İman edip iyi işler yapanlara ne mutlu! Varılacak güzel yurt da onlar içindir." (Ra’d, 29) "Allah, onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve ayak basmadığınız topraklara sizi mirasçı yaptı. Allah'ın her şeye gücü yeter." (Ahzab, 27)

Ortaya koyacağımız mücadele de Allah’tan yardım ve inayet isterken, Allah’in dini yüce olsun diye gayret ve mücadele ortaya koyan tüm Müslümanlar için müvaffakiyetler diliyor, İslâm dâvâsına, Allah’ın belirlediği rabbanî yöntemle samimi bir şekilde hizmet eden Müslümanlarla bir gün tek yürek ve tek ses olacağımız günlerin geleceğine inandığımızı ifade ederek dâvâmızın başının da sonunun da âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmek olduğunu hatırlatıyor hepinizi Allah’ın selamıyla selâmlıyoruz!

KUR’AN YURDU