Kur'an Yurdu

Zilzal Süresi & Beyanu’l-Hak

Zilzal Süresi & Beyanu’l-Hak

Zilzal Süresi Kaç ayettir ve Kaçıncı Süredir?

Mekki bir süre olan Zilzal Süresi; Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin üçüncü yılında bir bütün halinde indirilmiş olup, tamamı 8 ayettir. Adını ilk ayetindeki, zelzele, deprem anlamına gelen ‘zilzal‘ kelimesinden almıştır. Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 93, Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre ise 99. süredir. Bu sürenin 32. sırada indirilmiş olma ihtimali daha fazladır.

Kur’an’da Kıyamet Sahneleri

Süre, kısalığına rağmen iki büyük hadiseye işaret etmektedir.

Birincisi: İlk dört ayette söz konusu olan “(Yer kendine has bir sarsıntı ile sarsıldığında, Yer içindeki ağırlıklarını dışarıya çıkar(dığında), Ve insan ‘Buna ne oluyor dediği(nde), İşte o gün bütün haberlerini anlatacaktır (Zilzal 1-4)” kıyametin kopma hadisesidir. İsrafil’in Sura birinci defa üflemesiyle kıyametin kopma süreci başlatılmış olacaktır. Bu, aynı zamanda evrendeki dengelerin alt-üst olması anlamına gelmektedir. Yer küre de dahil, sistemde ki Güneş, Ay ve gezegenlerle birlikte bütün sistemler ve galaksilerde ki ölçülü ve dengeli hareketler çökmüştür.

Büyük bir gürültü ve sarsıntı ile başlatılan bu korkunç süreçte, boşlukta hızla savrulan kütleler parçalanma, ufalanma, toz haline gelme ve yok olma evresine girmiştir. Peygamberlerin haber vermesine ve uyarılarına rağmen, böyle bir hadiseye inanmayan insan ilk sarsıntının verdiği dehşet ve şaşkınlıkla kendi kendisine soracaktır:

“Buna da ne oluyor ki” Tabii ki ayağının altından süratle çekilmekte olan arz, yaşadığı hal diliyle ona ne olduğunun cevabını vermekte gecikmeyecektir.

İkincisi: İkinci kısımda ise İsrafil’in, ikinci defa sura üflemesiyle birlikte bütün insanlar kabirlerinden kaldırılır ve mahşer yerine, Rab’lerinin huzuruna doğru sel gibi akıp giderler, belki de götürülürler.

Artık dünya hayatı ve imtihan ortamı diye bir şey kalmamıştır, uçsuz bucaksız kozmik evren tamamen yok olmuştur. Yer başka yerle, göklerse başka göklerle değiştirilmiştir. Gökler ve yer Allah’ın nuru ile aydınlanmaktadır. Adem’den en son doğacak olan bebeğe kadar bütün insanlar düz bir satih üzerindedirler.

Gün hesap, mükafat ve ceza günüdür. Sıra, herkesin dünya hayatındaki zerre / atom ağırlığınca da olsa işlemiş olduğu hayrı ve şerri amel defterlerinde görüp kendi kendisini yargılamasına gelmiştir. Zaman, Allah Teala’nın: “Ey insanlar ve cinler topluluğu! Elbet bir gün sizin için boşalacağım (Rahman 31)” buyurduğu yaratma sürecinin tamamlanıp artık ceza ve mükafat sürecine girildiği zamandır.

O gün hiç kimseye kıl kadar da olsa haksızlık edilmeyecektir. Herkesin yaptıkları, büyük küçük denmeden amel defterine kaydedilmiştir. Zarre ağırlığınca iyilik eden de zerre ağırlığınca kötülük eden de ettiklerini amel defterinde görecektir.

Allah daha iyi bilir, yasaklanan büyük günahlardan sakınmış olmak şartıyla, mümin olarak ölenler / iyiler, kötülüklerinin defterlerinden silindiğini ve sadece iyiliklerinin kaldığını görecek ve onların da en iyisiyle mükafatlandırılacaktır.

İnkar ve şirk üzere ölen kimselerse, yaptıkları bütün iyiliklerin, tıpkı çöldeki bir serap veya fırtınalı bir günde rüzgarın savurduğu kül yığını gibi tamamen yok olduğunu görecektir.

Mümin ve Müslim olarak ölenlerden başkası ahirette hiçbir iyiliğinin karşılığını göremeyecektir. İşte olanca cazibesine rağmen dünya hayatının mümin ve kafir için sonucu budur; bir kesim Allah’ın da lütfuyla zafer kazanıp hak ettiği cennete girip; hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hayal edemeyeceği güzelliklere kavuşurken diğer kesim, kendisini büyük bir aldanmışlık ve pişmanlık içerisinde ve inkar etmekle kurtulacağını sandığı o korkunç azabın içerisinde bulacaktır.

Kaynak: M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C: I / bkz: 239-140

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ