Kur'an Yurdu

Yönetici Çalışan İlişkisi

Yönetici Çalışan İlişkisi

Narsist – Yalakalık Psikolojisi

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Makalede yer alan sultan hükümdar vb ifadeleri, sorumluluk sahibi olan herkes (amir, memur, müdür),kısaca altında eleman çalıştıran ve bunlardan sorumlu olan herkes, zengin ve varlıklı, devlet adamları, siyasiler, yöneticiler, elinde bulunan yetkiden dolayı kendi lehine faydalanabileceğin, faydalanmak istediğin herkesi ve her türlü görev ve yetkiyi kapsar. Ayrıca bunun yanında yalakalarından bu yazıyı okumaları gerekir. Çünkü belkide asıl onları ilgilendiriyor. Çünkü geçerli resmi bir işi olmayan birisinin durup dururken zenginin, müdürün amirin vb yanına sokulması pek nadir bir ihtimaldir. Mutlaka karşıdaki kişinin elindeki yetkilerden lehine olan bir şeyler ya istiyordur yada bugün olmasa da yarın isteyecektir. Şimdi asıl konumuza dönecek olursak eğer;

Zalim yöneticiler ve devlet görevlileri karşısında üç halde bulunabilirsin.

Birincisi:  Onları görmeye gitmendir ki en kötüsü budur

İkincisi: Onların seni görmeye gelmesidir ki birincinin alt derecesidir.

Üçüncüsü: Onlardan uzak durman, ne senin onları görmen ne de onların seni görmesidir ki en güvenlisi de budur

1-► Zalim yöneticileri görmeye gitmek kınanmış bir davranıştır. Resulüllah (s.a.v): Kim sultanların kapısına giderse fitneye düşüp günaha sürüklenir. Bir kul sultana yaklaştıkça Allah’tan uzaklaşır.

Yöneticilerden biri zahitlerden birine neden yanına gelmediğini sorunca zahit  şöyle cevap vermiş: Beni yanına yaklaştırdığında fitneye düşürmenden, beni uzaklaştırdığında mahrum bırakmandan korkuyorum. Benim istediğim şey sende yok. Senden korktuğum şey de bende yok. Sana gelenler sadece senin sayende başkalarına muhtaç olmasınlar diye geliyorlar. Ben ise beni sana muhtaç etmeyenin sayesinde sana muhtaç  değilim. Bütün bu olaylar ve sözler sultanların ve yöneticilerin yanlarına gidip gelmenin hoş olmayıp mekruhluğunu göstermektedir. Biz bu konuyu fıkhi olarak açıklayıp haram olan gidip gelmeyi, mekruh ve mübah olan gidip gelmelerden ayırmaya çalışacağız.

Sultanın yanına giden kişi ya fiiliyle ya da sükut etmesiyle,ya sözüyle veya inancıyla yüce Allah’a isyan etmek durumundadır ve bunlardan biri muhakkak gerçekleşir. Fiiliyle isyan etmeye gelince, çoğu kez sultanların yanına gaspedilmiş olan konaklarda girilir. Söz konusu konak sahibinin izni olmaksızın oraya gitmek haramdır.

Diyelim ki zalim sultanla gasp edilmemiş, devlete ait boş bir arazide görüşüldü, onun malı olan bir çadır veya gölgeliğin altında görüşülmüşse bu da haramdır ve görüşme yapmak caiz değildir. Çünkü böyle yapmak haramdan faydalanmak ve haram bir şeyle gölgelenmektir.

Söz konusu yerin helal bir mekan olduğu farzedilse o zaman sultanla görüşmek için oraya gitmek ve ona selam vermekle Allah’ın emrine isyan edilmiş olmaz. Ancak sultanın önünde secde eder, eğilir veya ona selam verir ve hizmet ederken ayakta saygı duruşunda bulunursa zulmünün bir aleti olan yetkisi sebebiyle zalime hürmet etmiş olur.

Zalimin önünde tevazu göstermek ise masiyettir.

Hatta zalim olmayan bir zenginin yanında, tevazu göstermeyi gerektiren bir şey için değil de sadece zengin olduğu için tevazu gösterirse ne olur bir düşün? Bu durumda mübah olan, sadece sultana selam vermektir. El öpmeye gelince, korku olmadıkça böyle bir şey yapmak masiyettir. Sadece adil bir yöneticinin veya dini bir sebepten dolayı bunu hak etmiş olan bir alimin eli öpülebilir.

Sükut etmesiyle Allah’a isyana gelince, sultanın yanına giren kişi hepsi de haram olan oturdukları yerdeki ipek halıları ve döşemeleri, gümüş kapları, sultanın ve hizmetkarlarının giydikleri ipekli giysileri görecektir. Bir kötülük görüp de sükut eden ve buna ses çıkarmayan kimse, o kötülüğe ortak olur. Hatta sultanın yalan, çirkin, küfürlü ve eziyet verici sözlerini işitir. Bütün bunlar karşısında susmak da haramdır. Eğer ‘Kişi canı hakkında endişe ettiği için susmakta mazurdur’ dersen şöyle deriz:

Doğru söylüyorsun. Ancak kişi, mazereti olmaksızın ona mübah olmayacak bir şeyi yapmaya kendisini maruz bırakmayabilir. Çünkü sultanın yanına gitmemiş ve söz konusu durumlara şahit olmamış olsa, iyiliği emretme ve kötülüğü yasaklama işi kendisine vacip olmaz. Bir yerde fesat işlendiğini ve oraya gittiğinde o fesadı ortadan kaldırmaya gücünün yetmeyeceğini bilen kişinin oraya gitmesi caiz değildir.

Kişinin sözüyle Allah’a isyan etmesine gelince, zalime dua etmesi, onu övmesi, zalimin söylemiş olduğu batıl sözleri diliyle, başını sallayarak veya yüzüne gülerek tasdik etmesi veya onu sevdiğini, dostu olduğunu, onunla buluşmaya özlem duyduğunu ve ömrünün uzun olmasını istediğini söylemesidir. Çünkü sultanın yanına giren kişi çoğu zaman ona selam vermekle yetinmez, onunla konuşur ve bu konuşması söz konusu ettiğimiz kısımlardan birine dairdir. Kişinin  ‘Allah seni ıslah eylesin’ veya ‘Allah seni muvaffak eylesin’ demek dışında, sultana dua etmesi caiz değildir. Bir hadiste şöyle gelmiştir: ‘Kim bir zalimin uzun ömürlü olması için dua ederse Allah’a isyan edilmesini istemiş olur. Eğer dua övgüye dönüşürse o sözleri söylemekle yalancı, münafık ve zalimi onurlandıran biri durumuna düşer.

Şüphesiz ki Allah fasığın övülmesine gazap eder. Eğer bu övgü onun söylediklerini kabul etmeye ve yaptığı işleri temize çıkarmaya kadar giderse bunu yapmakla asi ve günah işlemesinde zalime yardımcı olmuş olur. Eğer daha ileri gidip onu sevdiğini ve özlediğini söyleyip ömrünün uzun olmasını diler ve bu söylediklerinde samimi olmayıp yalancı olursa yalan ve ikiyüzlülük günahını işlemiş olur. Eğer içinden gelerek bu sözleri söylemişse o zaman da bir zalimin ömrünün uzun olmasını istediği için isyankar olmuş olur. Onun, söz konusu zalimi Allah için sevmemesi ve ondan iğrenmesi gerekir. Eğer zulmünden dolayı onu severse bundan dolayı asi olur. Başka bir sebepten dolayı severse bu kez ona buğzetmediği için asi olur. Oysa ona buğzetmesi gerekiyordu.

Eğer kişi tüm bu saydığımız durumlardan kurtulursa -ki bu pek mümkün değil- kalbine sızacak olan fesattan kurtulamaz. Çünkü sultanın veya zalim bir yöneticinin yanına giren kişi onların nimetler içerisinde yüzdüğünü görerek Allah’ın ona vermiş olduğu nimetleri küçümser. Sonra da onların yanına girme konusunda başkalarına örnek olur. Böylece zalimlerin destekçilerinin sayısını artırmış ve onların yaptıklarını süslü göstermiş olur.

Daha önce açıkladığımız üzere iki mazeret bulunmayınca, zalim yöneticilerin yanına girilmez.

a-► O mazeretlerden biri, onlar tarafından buna mecbur edilmek ve aksini yaptığı takdirde işkence görmekten korkmaktır.

b-► O mazeretlerden ikincisi ise, Müslümana yapılan zulmü ortadan kaldırmak için onların yanına girmektir. Bu da yalan söylememek,onu övmemek ve kabul edeceği umulan bir nasihati terk etmemek şartıyla caiz olur. Bu saydıklarımız onların yanına girmenin hükümleriydi.

2-► Sultanın kişiyi ziyaret için evine gelmesi. Böyle bir durumda sultanın selamını almak gerekir. Bu durumda onun için ayağa kalkmak ve ikramda bulunmak, onun yaptığı ikrama mukabele etmek itibariyle haram olmaz. Çünkü o, nasıl ki zulüm yapması nedeniyle kınanmayı hak ediyorsa ilme ve dine değer vermesi sebebiyle de övülmeyi hak etmiştir. Eğer sultan, kişinin yanına tek başına girer ve o da dini aziz tutmak, zulmü küçümsemek ve onun kötü fiilinden dolayı Allah için ona kızdığını göstermek amacıyla onun için ayağa kalkmamaya gücü yetiyorsa böyle yapması en güzelidir. Sultan onun yanına bir grup insanla gelmişse o zaman kamu yetkisini kullanan yöneticilerin halk arasındaki haşmetine riayet etmek mühim olur. Bu niyetle olursa ayağa kalkmada bir beis yoktur. Ayağa kalkmaması halinde halk arasında fesada çekip olmayacağını ve sultanın gazabından dolayı bir eziyet görmeyeceğini bilirse, ayağa kalkmak daha iyidir. (Bazen kişiye değil bulunduğu mevkiden dolayı o kişiye saygı göstermek zorunda kalabilirsin)

Sonra yanına gelen sultana nasihat etmesi ve haram olduğunu bilmeden yaptığı şeylerin haram kılınmış olduğu ona bildirmesi gerekir. Fakat sultana zulmün ve şarap içmenin haram olduğunu bildirmesinin bir faydası yoktur.aksine, ona düşen görev, korkutmanın fayda vereceği kanısındaysa sultanı günahlara dalmaması konusunda korkutmaktır. Sultana maslahatına olacak şeyleri göstermesi gerekir. Şeriatta, zalimin amacını gerçekleştirebileceği meşru bir yol biliyorsa ona bunu gösterir. Öyleyse sultana onun bilmediğini öğretmesi, cüret ettiği şeylere karşı onu korkutması ve onu zulümden uzak tutacak olan bilmediği hususları göstermesi gerekir. Seleften bazıları devlet yöneticilerinin yanlarına gidip onlara nasihat ederlerdi.

Dünyayı isteyen alimlere gelince, onlar sultanların ve yetki sahiplerinin yanına onlara yakınlaşmak için giderler, onlara ruhsatları gösterirler ve çeşitli hile yollarını kullanarak onlara amaçlarına uygun düşen çıkış yolları bulurlar. Bu arada onlara nasihat etseler ve biz bununla onları zulümden men etmek istedik deseler bile, amaçları onların katında makam kazanmaktır. Onların bu hususta doğru söylediklerini gösterecek şey, başka birinin onların yerine sultana nasihat etme işini yapması halinde sevinmeleridir. Çünkü o şahıs onların yerine bu görevi yerine getirmiştir. Fakat başkalarının değil de sadece kendilerinin sultana nasihat etmesini isterlerse, o zaman amaçlarının kötü olduğu ortaya çıkmış olur. Bazen de Biz sadece bir Müslüman için aracılık yapmak üzere sultanın yanına gidiyoruz diyebilirler. Onların bu hususta doğru söyleyip söylemediklerinin ölçütü söz konusu aracılığı başkalarının yapmasıdır.

3-► Sultandan ve kamu yöneticilerinden uzak durmak, onları görmemek ve onlar tarafından görülmemek. Selamet işte bundadır. Yapmış oldukları zulümlerden dolayı onlara buğzetmesi, makamlarında kalmalarını istememesi,onları övmesi,ne halde olduklarını sormaması, onlara gidip gelenlere yakın olmaması ve onlardan uzak durması sebebiyle elden kaçırdığı nimetlere esef etmemesi gerekir. Tıpkı Hatemü’l-Esamm’ın dediği gibi:

Benimle hükümdarlar arasında sadce bir gün var. Düne gelince, onun zevkini şimdi alamazlar. Ben ve onlar yarın ne olacağı konusunda korku içindeyiz. Bu durumda kala kala içinde yaşadığımız gün kalıyor. Bir gün içinde ne olabilir ki?

Kaynak: İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s/Sadıkin / C: 1 / bkz: 402-407

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ