Kur'an Yurdu

Rahman Süresi Abdülkadir Geylani Tefsiri

Rahman Süresi Abdülkadir Geylani Tefsiri

O halde Rabbinizin Hangi Nimetlerini Yalanlıyorsunuz?

Rahman’ın arşının genişliği üzerine tasavvur edilmiş olan insan kalbinin genişliğinin hakikatini anlayan kimseye şu husus gizli kalmaz: İnsanın, marifet ve iman fitratı üzerine yaratılması ve ona Kur’an’ın öğretilmesi; onun Hakk’ın halifesi ve naibi bulunduğu, Hak katında ki derecesinin ve bütün mevcudat içerisindeki yerinin ne kadar yüce ve önemli olduğu gerçeğini beyan etmek ve delillendirmek içindir.

Ey dirayet ve şuur fıtratı üzerine yaratılmış olan insanlar ve cinler!

O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (30)”. Cenab-ı Hak bütün mükelleflere bahşetmiş olduğu bazı büyük nimetlerini kısaca saydıktan sonra, insanların ve cinlerin kendisinden gafil kalmamaları ve haşr ve neşr günü mahcup olmamaları maksadıyla o nimetlerin hakkının ödenmesini, onlara karşı şükredilmesini murat ederek şöyle buyurmaktadır:

Sizinle de baş başa kalacağız, ey iki taife! (31)”.Ey nimetlerimizin şükrünü,lütuf ve keremimizin gereğini yerine getirmeyi üzerine yüklenmiş olan insanlar ve cinler ! Amellerinizin karşılığını vermek ve hesabınızı görmek için sizlerle de bir araya geleceğiz.

Sizi amellerinizden sorguladığimizda:”Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (32)”. İnkar edebilirsiniz? Kaldı ki, sizin amellerinizden hiçbiri bize gizli değildir. Yaptığınız nankörlükleri de, isyankarlıkları da, şükrünüzü de, imanınızı da biz biliyoruz. Sonra Cenab-ı Hak insanlara ve cinlere şiddetli ve tehdit vari bir ses tonuyla şu şekilde seslenmektedir:

Ey insan ve cin toplumları! Cenab- Hakk’ın eşsiz hikmeti gereğince emr-i ilahi teklifi üzere yaratılmiş olanlar! Marifet ve yakin hikmeti meyvelerini veren bütün ilahi hükümlere bağlı kalmakla sorumlu tutulan insan ve cin toplumu!

“Göklerin ve yeryüzünün sınırlarını aşıp geçmeye gücünüz yeterse,” ulvi ve süfli alemleri hudutlarını aşarak, onların dışına çıkarak bizim kahir ve gazabımızdan kurtulmaya gücünüz yetiyorsa buyurun

Uygulayın! O alemlerin dışına çıkın. Fakat “Baskın bir güç olmadıkça bunu yapamazsınız (33)”

Rabbinizden size bağışlanmış bir güç ve kudret olmadıkça, o alemlerin sınırlarını aşamazsınız. Çünkü aslında Cenab-ı Hakk’ın kudret ve gücü olmadıkça sizden hiçbir fiil ve hareket sadır olmamaktadır:

O halde Rabbinizin nimetlerinden han gisini yalanlayabilirsiniz? (34)”. Bizim kudret ve celal sınırlarımızın dışına nasıl çıkabilirsiniz?

Çünkü, amellerinizin cezası olarak ahirette: “Üzerinize alevli bir ateş ve duman gönderilir, yalın alevli bir ateş ve ondan çıkan kara bir duman püskürtülür de, Yardımlaşamazsınız (35)”

Allah katindan size erişecek bir lütuf ve inayet olmadıkça, ondan kurtulamazsınız, onu etrafınızdan uzaklaştıramazsınız

O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (36)” O halde size düşen, haşr gününden sonra gerçekleşecek olan ceza ve muhasebe günü gelmeden önce Allahü Tealanın nimetlerine şükretmeniz ve o nimetlerin hakkını eda etmenizdir

Gök yarıldığı zaman ve yeryüzü de Allah’in haşyet ve korkusundan dolayı sarsıldığı zaman, işte o zaman sema “Kızgın yağ gibi bir gül oluverir (37)”. İlahi haşyet sebebiyle erimiş kızgın bir yağ gibi kıpkızıl bir gül olur. O zaman tedarik ve telafi imkanınız olmaz “O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (38)”

Halbuki o vakit gelmeden önce hazırlanmanız hususunda uyarılmaktasınız “İşte o gün,yani gökyüzünün yarılması esnasında,Hiçbir insan ve cine günahından sorulmaz (39). O zaman ne bir insana ne de bir cine günahı sorulmayacak. Onların amellerine ve fiillerine hiç iltifat edilmeyecek; bilakis, hepsi de kabirlerinden kaldırılarak, şaşkın bir şekilde oldukları halde mahşer yerine sevk edilecekler, perişan bir şekilde hesaba gönderilecekler. işte bu dönüş gününden önce Cenab-ı Hak sizin o gün için azık hazırlamanızı size önemle bildirmektedir.

O halde Rabbinizin nimetlerinden han gisini yalanlayabilirsiniz? (40)”.ve nasıl olur da böyle bir gün için hazırlık yapmazsınız?

O gün:”Suçlular simalarindan tanınırlar

Azık hazırlama işini ihmal edenler, ceza görmeyi hak edecek cürümleri işleyenler yüzlerinden bilinirler. Çünkü, onların yüzlerine hüzün ve üzüntü vurur. Hitap ve hesaptan sonra “Perçemlerinden ve alınlarından tutulurlar (41)”.

Yani, boyunlarına ve ayaklarina zincirler vurulur, sonra da türlü türlü hakirlik ve aşağılanmalarla ateşe atılırlar. İşte Rabbiniz bu olayın zaman gelmeden önce size bu durumdan kurtulmayı haber vermektedir.”O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (42)”

Sonra Cenab-ı Hak, kitabında sünneti olarak takip ettiği metodu üzere, cehennemden cennete geçmektedir. Her iki gruptan da mükellef olup da, dünyada iken Rabbinin makamından korkan kimse için, yani hesap vermek için ahirette onun huzuruna çıkacağından korkan ve bu sebeple bu dün yada iken güzel kazançlarla, kötü huy ve inançları terk ederek, salih ibadetlerle, makbul davranışlarla, peygamberleri ve kitapları vasıtasıyla emrettiği hükümlere sarılıp, yasakladığı şeylerden kaçınmak suretiyle o gün için hazırlanmış olan kimseler için, iki cennet vardır (46)”

Rabbinden korkan herkes için, birisi cismani ve diğeri de ruhani olmak üzere iki cennet vardır. Cennetlik olan kimse, cismani cennette Allah’tan sakınarak terk etmiş olduğu dünyevi ve fani lezzetlerin ve bedeni isteklerinin karşılığını görecektir. Ruhani cennette ise, Cenab-ı Hakk’tan lütuf ve ihsan olarak öyle bir nimetle karşılaşacaktır ki: “Ne bir göz görmüştür, ne de bir kulak işitmiştir

Ey Hakk’ın koyduğu hükümlerden sorumlu olan insanlar ve cinler!: “O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (47)

Bahsedilen iki cennet,: Türlü türlü güzelliklere sahiptir (48).

Onlarda çeşit çeşit güzellikte ve her türlü hoş meyve veren ağaçlar vardır. O iki cennet, yüce haller ve yüksek makamlarla sonuçlanan her türlü marifet ve hakikat ağaçları ile bezenmiştir.”O halde Rabbinizin nimetlerinden hagisini yalanlayabilirsiniz? (49)

O ikisinde, yani o iki cennette, ilahi hayat denizinden gelen, celali ve cemali isim ve sıfatlar katrelerinden oluşan ve muhabbet tecellileri gereğince Allah Tealaya iltica etmiş ve ondan korkan kimsenin önünde: Akan iki pınar vardır (50). “O halde Rabbinizin nimetlerinden han gisini yalanlayabilirsiniz? (51). O ikisinde, yani o iki cennette Her çift çift vardır (52).

Bahsedilen iki pinardan beslenmenin bir sonucu olarak marifet ve hakikatlerden oluşan iki türlü meyve vardır.

Ey Cenab-ı Hakk’ın lütfu, kahrı, celali ve cemali altında olan insan ve cin grupları!: “O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (53)”

Onlar

Astarları kalın atlas olan döşeklere yaslanmış; yani kalplerinin ve ruhlarının hoşuna giden, rahat mı rahat inanç yataklarına uzanmış oldukları halde bahşedilen o büyük nimetlerden istifade ederler. Kalın atlas, yırtılmayan ve sökülmeyen sağlam dokuma demektir ve bundan maksat da içerisinde hiçbir tereddüt ve şüphe olmayan gerçek yakindir, kuşkusuz imandır

Her iki cennetin derimi de kolaydır (54).

Yani o iki cennetin meyvelerini ve lezzetlerini elde etmek, dermek çok kolaydır. Çünkü gerçek yakini bilgi ve inançta yakınlaşma ya da herhangi bir bekleyiş söz konusu olmaz. Tam tersine, o mertebeye ulaşan bir arif için Cenab-ı Hakk’a daha yakın başka bir mertebe yoktur.

O halde Rabbinizin nimetlerinden han gisini yalanlayabilirsiniz? (55)

Onlarda, yani ilahi iyilik ve inayete mazhar olmuş, kendi kabiliyet ve kapasitelerine göre kalplerine varid olan marifet ve hakikatleri biriktirmiş olan kimseler için hazırlanmış olan cennetlerde

Bakışlarını hasreden bayanlar vardır.

Nazarını sadece kime aitse ona yöneltmiş eşler vardır. O eşler, Hakk’ın tecelli ve işlerinin ve onların asli yaratılışlarının farklı farklı olması sebebiyle, ait oldukları kimseden başkasına hiç iltifat ve nazar etmezler.Bu sebeple

Onlardan önce o bayanlara ne bir insan ne de cin dokunmuştur (56).

Ne onlardan önce ne de onlardan sonra, kendilerinin haricinde hiç kimse o eşlerden bir zevk almış veya alacak değildir.

Çünkü şühud mertebeleri (meratib-i şühud) varlığın tecelli ve değişimine göredir. Aynı zamanda, ilahi tecellilerde iki şeyin tekrar etmesi veya birleşmesi de söz konusu değildir. Bu durum, bu tecellileri yansıtan ve onlara kabiliyetli olan şühud erbabının meratibi için de aynen geçerlidir:

O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (57)”

Safa, şifa ve ciladaki mükemmellikleri sebebiyle: Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler (58). Nasıl yakut ve mercan göz ve nazar sahiplerine sevinç verirse, onlar da öyledir: “O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (59)”

Amellerdeki, ahlaktaki ve bütün güzel hal ve vasıflarda ki iyiliğin karşılığı, Allah katından Yine iyilik değil. midir? (60). İyilik ve lütuf olarak onun katından rıza değil midir?

O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini (61)”

İçerisindeki yüce mertebeler ve yüksek dereceler birlikte anlatılan iki cennet, Allah’tan, onun gücünden ve kudretinden her halinde ve tavrında korkanlar, bütün işlerini mutlak manada ona havale etmiş, ona bırakmış, lütuf ve ihsanı gereğince onun rızasını uman kimseler içindir

O ikisinden başka, yani bahsedilen bu iki cennetten başka, onlardan derece itibariyle daha düşük olan iki cennet vardır (62).

Ahlak ve amellerini güzelleştirmiş, ihtiyaç ve maksatları doğrultusunda emellerini gerçekleştirmeye çalışmış olan ebrar” içinde ayrıca iki cennet vardır.

Bu iki cennet, ağaçlar, meyveleri, marifetleri ve esrarı bakımından her ne kadar önceki iki cennet kadar olmasa da: Yemyeşildirler (64).

Şeriatın şiarlarına ve dinin hükümlerine sarılmış olan ebrar ve ahyar kimselerden sadır olan amel-i salih ve ahlak-ı hamide suları ile yemyeşildirler: “O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (65)”

Onlarda; yani ebrara ait olan bu iki cennette, doğru inançtan ve kamil imandan kaynaklanan: Kaynayıp taşan iki pınar vardır (66). Bu iki pınar kaynayıp durur ve ilahi hikmetler denizine uzanır. “O halde Rabbinizin nîmetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (67)

Yine: O ikisinde, ehlinin yeyip rızıklanacağı, Meyve, hurma ve nar vardır (68).

Hurma ve narin meyveye atfedilmesinin yani meyveden sonra gelmesinin sebebi, özelin genele atfedilmesinde ki özen ve itinadan dolayıdır

O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (69)

Onlarda, yani ebrara ait olan bu cennetlerde aynı zamanda Hayırlı bayanlar vardır; sâlih amel ve itaatlerden şekillenmiş olan eşler var Onlar Güzel yüzlüdürler (70). Onlarin hiçbir çirkinlikleri yoktur.

O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz (71)”

Her ne kadar Cenab-ı Hakk’tan korkanlar için hazırlanmış olan nimetlerde olduğu gibi tam bir safa ve letafet içerisinde olmasalar da, yine de amelleri ahlaklarının ve sevaplarının bir karşılığı olarak ebrar için Çadırlara kapanmış hüriler vardır (72)

Onlar güzel yüzlü ve ceylan gözlüdürler; salih amel ve güzel ahlak sahipleri içindirler. Başkalarına iltifat etmezler. Çünkü hayır olsun, şer olsun, “Herkes, kazancının rehinidir.” (Müddessir, 74/38)

Ey kendilerine her türlü iyilik bahşedilmiş olan insan ve cin mükellefleri! “O halde Rabbinizin nîmetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (73)

Aynı zamanda, o hürilere sahiplerinden önce ne bir insan ne de bir cin dokunmuştur (74).

Çünkü o hurilerden her biri, şirk/ortak koşulmaksızın yapılmış amele mahsustur.

Ey ibret alan ve basiretle bakan insanlar ve cinler! O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilir ? (75) Sonra onlar Yeşil yastıklara ve güzeli işlemeli döşeklere yaslanmış oldukları halde (76), halis iman ve gerçek inançlarının suyuyla yeşillenen rahat mi rahat, harika mi harika yerlerde, salih ve güzel amellerinin karşılığını böylesine almanın verdiği hayranlık içerisinde, hiçbir aksilik ve kötü durum olmaksızın, kendileri için zikredilen nimetlerden faydalanırlar.

O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? (77)

Ey resullerin en kamili! O halde sana düşen vazife şudur: İnayet ve gufran ehline bu tür ikramlarla türlü lütuf ve ihsani bahşetmeye ve aynı zamanda da bu tür derekelere düşürmek suretiyle gaflet ve inkar ehline ceza vermeye Muktedir ve Kadir olan Allah Teala’dan asla uzaklaşmamalısın.

Çünkü Celal ve ikram sahibi Rabbinin ismi mübarektir (78).

Yani, ey resullerin en kamili! Rabbinin seni terbiye eden, besleyip büyüten, bütün mertebe ve makamları kuşatmış olan, sonu olmayan, hiçbir zaafla nitelendirilemez ve karşısında güç yetirilemez olan bütün isimleri mübarektir, kutsaldır. Onun faal olan isimlerinin ve onların muktezazlarının nihayeti yoktur. Rabbin azamet ve kibriya sahibidir. Her türlü cezayı vermeye onun gücü yeter. Aynı zamanda da cemal sahibidir; her türlü izzet, ikram ve nimeti lütfetmeye de Kadir ve Muktedir’dir.

Ey Hakki’in amazet ve celalinin hakikatine ulaşmış ve nefsini Hakk’ın vuslat pınarlarından sulamak için susuz bırakmış olan arif Burada sana düşen vazife şudur:

Hiçbir halinde Cenab-ı Hakk’ı yalanlamaya ve onu inkar etmeye asla yaklaşmamalısın. Cereyan eden bütün hadiseleri sadece ve sadece Melik, Cebbar, Aziz ve Gaffar olan Allah Tealadan başka birisine veya bir şeye nispet etmemelisin. O; azamet ve kemal sahibidir, her türlü nimet ve ihsanı da, azap ve cezayı da verme gücüne maliktir.

Öbür taraftan, bütün hal ve davranışlarında, onun bahsetmiş olduğu nimetlerin şükrünü ve hakkını eda etmeye devam etmelisin.

Sakın ha sakin, Allah’tan gaafil olmayasın! Ondan başkasıyla meşgul olmayasın!

Bütün vaktinde ve hallerinin tamamında Allah Tealanın önünde havf-u reca korku ve ümit arasında ol. Allah’ın rahmetinden asla ümitsiz olma. Muhakkak ki, Allah’in rahmetinden sadece hüsrana uğramışlar ümit keser.

Allah Teala, lütuf ve ihsanı ile,bizleri kendisinin yakalamasından korkanlardan ve affını umanlardan eylesin.

Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:V / bkz: 475-493

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ