Kur'an Yurdu

Nimete Şükür Nerede?

Nimete Şükür Nerede?

“Gazilerin nefes nefese koşan, Koşarken tırnaklarıyla kıvılcımlar saçan, Sabah erkenden baskın basan, O esnada tozu dumana katan, Derken düşman kuvvetinin ortasına dalan atlar hakkı için ki: Gerçekten insan, Rabbine karşı çok nankördür! (1)” ve yaptığı bu nankörlükte de “Kendisi de buna şahittir (2)”

Artık, ey insan, şimdi Rabbinin hangi nimetinden şüphe edersin? (3)

“Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkar edebilirsiniz? (4)”. O Allah ki: “Sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve gönüller veren (5)”, “Gökten yağmur indirip size rızık olsun diye, onunla türlü türlü meyveler ve ürünler çıkaran, denizde dolaşmak üzere gemileri size ram eden, akan suları ve ırmakları da sizin hizmetinize veren, Mûtad seyirlerini yapan güneş ile ay’ı size amade kılan, geceyi ve gündüzü istifadenize veren O^dur (6)”.

“Allah evlerinizi sizin için bir huzur ocağı yaptı. Davarların derilerinden de, gerek göçtüğünüz, gerek konakladığınız günlerde sizin için taşınması kolay evler (çadırlar, portatif evler) nasib etti. O davarların yünlerinden, tüylerinden veya kıllarından bir süreye kadar faydalanacağınız giyilecek, döşenecek ve kullanılacak eşyalar yapma imkanı verdi. Allah yarattığı şeylerin bir kısmında size gölgelikler, dağlarda da sizin için barınaklar yaptı. Sizi sıcaktan ve soğuktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar var etti (7)”.

“Şunu da görmediler mi: Ellerimizle yaptığımız eserlerden kendileri için davarlar yarattık da onlara malik bulunuyorlar. Onları emirlerine amade kıldık. Onlardan hem binek edinir, hem de yerler.Onlardan içecekler elde ederler, daha nice menfaatlerinden yararlanırlar (8)”. Şimdi ey insan “Peki bütün bunlar için şükrediyor musunuz? (9)”.

Ve devamla yüce Allah başka bir ayet-i celile de ise “Söyleyin bakalım, eğer Allah geceyi ebedi olarak uzatıp kıyamete kadar karanlık yapsa, Allah’tan başka size gündüzü getirecek var mıdır? (10)”

ve

“Söyleyin bakalım! Gündüzü ebedi olarak uzatıp kıyamete kadar gündüz yapsa, Allah’tan başka, koynunda istirahat edip sükunet bulacağınız geceyi getirecek var mıdır?. O, rahmetinin eseri olarak gece ile gündüzü var etti ki, geceleyin istirahat edesiniz, gündüzün de hayatınız için çalışıp Allah’ın lütfundan nasibinizi arayasınız ve O’nun nimetlerine şükredesiniz (11)”. Tüm bunlara rağmen “Hala gerçeği görmeyecek misiniz? (12)”

O zaman “Allah tarafından gelecek ve geri çevrilmesi mümkün olmayacak olan gün gelmeden önce Rabbinizin çağrısını kabul edip O’na dönün. Yoksa o gün ne sığınacak bir delik bulabilirsiniz, ne de yaptıklarınızı inkara bir çare! (13)”

Evet Allah’ın vermiş olduğu nimetlere şükretmeyip, nönkörlük ederek karşılık verdikleri için yüce Allah bazı kavimleri helak etmiştir ki bunu da Kur’an-ı Kerim’de şöyle açıklamaktadır

“Gerçekten Sebe halkına, oturdukları diyarda bir ibret dersi vardı. Onların meskenleri sağdan soldan iki bahçe ile çevrili idi. Peygamberler kendilerine dedi ki: “Allah’ın nimetlerinden yiyiniz, içiniz, O’na şükrediniz. Ne hoş bir diyar! Ne iyi, ne müsamahalı ve bağışlayıcı bir Rab! Fakat onlar bu davete sırtlarını döndüler, Biz de onların üzerlerine kükremiş, hırçın mı hırçın, bendleri yıkan bir sel gönderdik. O güzelim bahçelerini, içinde sadece buruk yemişli, ılgınlık, biraz da dikeni çok, meyvesi az ağaçlardan ibaret bozulmuş bahçelere çevirdik (14)” ve “Biz inkar ve nankörlükleri sebebiyle onları böylece cezalandırdık (15)”.

“Kahrolası insan, ne nankördür O! (16)”. “Biz insana nimet verdiğimizde o, şükürden yüz çevirir, başını alır uzaklaşır. Fakat kendisine sıkıntı dokununca, bir de bakarsın uzun uzun yalvarır durur (17)”. Evet “Gerçekten insan, Rabbine karşı çok nankördür! (18)”.

“İşte bunca nimete şükür yerine neticede, böyle nankörlük ederler. Şimdi bir süre eğlenin bakalım, yakında başınıza gelecek akıbeti öğrenirsiniz (19)”

“Ve düşünün ki: Rabbiniz şöyle ilan buyurdu: “Eğer şükrederseniz, Ben nimetlerimi daha da artırırım, ama nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki azabım pek şiddetlidir! (20)”. Ancak “İnsana her ne zaman nimet versek, Allah’ı anmaktan yan çizer, umursamaz. Başına bir dert gelince de ümitsizliğe düşer (21)”

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-Adiyat Süresi1-6) (2-Adiyat Süresi 7) (3-Necm Süresi 55) (4-Rahman Süresi 13) (5-Mülk Süresi 23) (6-İbrahim Süresi 32-33) (7-Nahl Süresi 80-81) (8-Yasin Süresi 71-73) (9-Enbiya Süresi 80) (10-Kasas Süresi 71) (11-Kasas Süresi 72-73) (12-Kasas Süresi 72) (13-Şura Süresi 47) (14-Sebe Süresi 15-16) (15-Sebe Süresi 17) (16-Abese Süresi 17) (17-Fussilet Süresi 51) (18-Adiyat Süresi 6) (19-Nahl Süresi 55) (20-İbrahim Süresi 7) (21-İsra Süresi 83)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ