Kur'an Yurdu

Nasıl Dua Etmeliyiz? Dua Etmenin Adabı Nasıl Olmalıdır?

Nasıl Dua Etmeliyiz? Dua Etmenin Adabı Nasıl Olmalıdır?

Her Güne Bir Dua, 365 Güne 365 Dua

Ve Rabbin dedi ki: “Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Şüphe yok ki, o haddi aşanları sevmez (1)” şeklinde buyurmasına rağmen biz(ler)im avam tabakası, okumaktan,öğrenmekten, incelemekten, araştırmaktan yoksun olan, kimlikle Müslüman geçinen halkımız gittiler; Her güne bir dua, 365 güne 365 dua yok şu saate şu dua, yok bu saate bu dua gibisinden kitaplara yönelerek, oradaki yazanları kalbiyle değil diliyle söyledi. Hz Mevlana ne güzel demiş: Testide ne varsa, testinin dışına da o sızar diye.

Ne yapıyorsunuz Allah aşkına? Oysa Rabbin buyurmadı mı ki Bana: “korkarak ve umarak dua edin. Şüphe yok ki, Allah Tealanın rahmeti iyilik edenlere pek yakındır (2)”. Korku nerede, ümit nerede; elinde bir kitap gider verir üç beş TL başlar okumaya ancak gel gör ki bunları okumakla ibadet ettiğiniz sanan bizim kardeşimiz ibadet gibi bir vasıftan ve görevden yoksundur. Namaz kılmaz, oruç tutmaz ama duayı da ağzından eksik etmez. Ondan sonrada duam neden kabul olmadı diye yakınır. Bu neye benzer biliyor musunuz:

Yüce Allah’ın buyurduğu üzere: “Sırtında ciltlerle kitap taşıyan eşeğe benzer (3)” işte budur. İnsanların zaten bu ve buna benzer bariz hatalara yönelmelerinin sebeplerinden biriside halkın gözü önünde olan ve halkın bilenlerden saydığı ilahiyatcısıdır, hocasıdır, müftüsüdür vs vs (istisnaları tenzih ederim).

Özel gecelerde hazırlarlar bir dua, yarım saat başlarlar onu okumaya, yazdıklarıyla dua etmeye ama yalnız kalınca ve tek başına dua ederken söylediklerinin üçte birini bile söylemez yada aklına gelmez.. Bunu da ezbere yapmazlar. Önündeki kağıttan okurlar. Birde bunu öyle sesli bir şekilde yaparlar ki sanki dua ettikleri kişi -Zat- sağırdır, yada çok uzaktır -haşa-.

Oysa “Ve Rabbini içinden yalvararak ve korkarak ve yüksek olmayan bir sesle sabahları ve akşamları zikret ve gâfillerden olma (4)” şeklinde bir uyarı ikaz edilmemize rağmen ve bu ihtarla karşı karşıya olmamıza rağmen nedir bu muhalefet?

Oysa yüce Allah ‘Kullarım sana beni sorarlarsa, ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar (5)’ şeklinde buyurmamış mıydı? Nitekim;

Bedevinin biri Resulüllah’a; Rabbimiz bize yakın mıdır, yoksa uzak mıdır ki ona göre ya fısıldayarak yada yüksesk sesle dua edeyim deyince yüce Allah: ‘Kullarım sana beni sorarlarsa, ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar (5)’ ayet-i celilesini nazil etti ve başka bir rivayette Peygamberimiz; ashabının yüksek sesle dua ettiğini görünce;

Ey insanlar, kendinize merhamet edin. Zira siz ne bir sağıra ne de uzaktaki birine dua ediyorsunuz. dua ettiğiniz işitendir ve size yakındır buyurdu.

İslam büyüklerinden İbn Cüreyc’in dedediği gibi:

Dua ederken sesi yükseltmek, seslenmek ve çığlık atmak mekruhtur, şer’an hoş bir şey değildir.

Emrolunan, içten ve zelil bir halde yalvararak dua etmektir. Aslında buraya kadar yazdıklarımız anlamak isteyen için anlatılmak istenenleri özetlemektedir.

“Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na dua (ve ibadet) edenlerle beraberliğini sebatla sürdür (Kehf Süresi’28) buyruğu şu demektir: İster fakir, ister zengin, ister güçlü, ister zayıf olsun Allah’ın kulları arasından, sabah-akşam O’ndan dilekte bulunarak, O’nu: La ilahe illallah, elhamdülillah, subhanallah, Allahuekber diyerek anan kimselerle birlikte oturup kalk (6)”.

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-A’raf Süresi 55) (2-A’raf Süresi 56) (3-Cum’a Süresi 5) (4-A’raf Süresi 205) (5-Bakara Süresi 186) (6-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:6 / bkz: 531)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ