Kur'an Yurdu

Namazın (Dışındaki) Farzları-2

Namazın (Dışındaki) Farzları-2

Bunlara namazın şartları da denir. Bunların her biri namazın başından sonuna kadar devam eder. Taharet, setr-i avret ve kıbleye yönelmek gibi bazı şartların namazın başından sonuna kadar devam ettirilmesi şart koşulmuştur. Niyet, iftitah tekbiri, vaktin girmesi, cuma günü hutbenin okunması gibi bazı şartların ise sadece gerçekleşmesi şart koşulmuştur.

Namazın dışındaki farzlar altı tanedir

1-► Hadesten Taharet: Hades genel olarak hükmi kirlilik, hadesten taharet de bu hükmi kirlilikten temizlenme demektir. Abdestsizlik durumu; yani namaz abdestinin olmayışı ve cünüplük hali, dini liberatürde ‘hades’ yani hükmi kirlilik olarak nitelendirilir.

Hadesten taharet, namaz abdesti olmayan bir kimsenin abdest alması, gusül yapması gereken bir kimsenin gusül etmesi yani boy abdesti alması demektir.

Bilinen namaz abdestinin olmaması küçük hades olarak, cünüplük, adet görme (hayız) ve lohusalık gibi gusül gerektiren durumlar ise büyük hades olarak adlandırılır. İmam Ebu Hanife, Habib b. Ebi Sabit’den şöyle nakledilmiştir:

“Cünüp biri, bir cemaate namaza kıldırırsa; kendisinin ve cemaatin o namazı tekrar kılması gerekir”. İmam Ebu Hanife bu rivayeti senedi ile birlikte müminlerin emirinden nakletmiştir.

2-► Necasetten Taharet: Allah Teala ‘Elbiseni Temizle (Muddessi’4)” buyurmuştur. Bu ayet, elbiseni su ile necasetten temizle anlamına gelir. Çünkü namaz ancak bu şekilde geçerli olur. Necasetten Taharet, vücut, elbise ve namaz kılınacak yerin -insan kanı ve idrarı, at, koyun gibi hayvanların idrarı ve dışkıları gibi- dinen pis sayılan şeylerden temizlenmesi demektir.

Süleyman b. Yesar’ın şöyle söylediği nakledilmiştir: “Hz Aişe’ye elbiseye bulaşan meniyi sordum. O da şu şekilde cevap verdi: Hz Peygamber (s.a.v)’in elbisesine bulaşan meniyi yıkardım. Sonra Hz Peygamber (s.a.v) namaza giderdi. Elbisede yıkamanın izi, yaş olarak belli olurdu”.

Necaset iki çeşittir ve Necis Olan Şeyler

Ağır Necaset (Necaset-i Galiza): İnsan vücudundan çıkan, abdest veya gusül almayı gerektiren her şey, eti yenmeyen hayvanların idrarları, ağız salyaları ve tersleri. Bütün hayvanların akan kanları, eti yenen hayvanlardan tavuk, kaz, ördek ve hindi gibi kümes hayvanlarının tersleri, alkollü içkiler.

∟ Hafif Necaset (Necaset-i Hafife): Atların ve etleri yenen koyun, geyik gibi ehli veya yabani hayvanların idrar ve tersleri, eti yenmeyen hayvanlardan çaylak, kartal, atmaca gibi havada tersleyen vahşi hayvanların tersleri..

3-► Setr-i Avret: Avret; insan vücudunda başkası tarafından görülmesi ayıp veya günah sayılan yerlerdir. Satr-i avret, avret sayılan yerleri örtmek demektir. Avret yerlerinin namaz da olduğu gibi, namaz dışında da örtülmesi ve başkalarına gösterilmemesi gerekir. Erkek için avret, örtülmesi gereken yerler, göbekten diz kapağının altına kadar ki bölgedir. Buna göre diz kapağı da avretten sayılır, gösterilmesi caiz değildir.

Kadın Çıplak Ayakla Çorapsız Namaz Kılabilir mi?

Kadın için avret; yüz, el ve ayak dışındaki bütün vücuttur. Onlar yüzlerini namaz da örtmedikleri gibi, ellerini ve ayaklarını da açık bulundurabilirler. Saçlarıyla beraber başları, kolları ve bacakları örtülü bulunur. Buraları örtmek farzdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v): Allah bulüğa ermiş kadının namazını başörtüsüz kabul etmez ve kadın bulüğ çağına erince elleri ve yüzü dışında kalan yerlerini başkasına göstermesi helal olmaz buyurmuştur. Kadının ayaklarının avret sayılıp sayılamayacağı konusunda ihtilaf vardır. Sahih olan görüşe göre ayaklar da avrettir.

Ancak şöyle bir ifade geçmektedir: ‘En sahih görüşe göre ayaklar avret değildir‘. Ayakların 1/4’ünün namazın bir rüknünü yerine getirecek kadar açılması namazı bozar. Aynı şekilde başın, karın, sırtın, uyluğun ve kulağın 1/4’ünün namazın bir rüknünü yerine getirecek kadar açılması namazı bozar. Kadının bu bölgelerinin 1/4’ünden daha az bir kısmı namazın sonuna kadar açılsa bile namazı bozulmaz. Ancak namaz mekruh olur.

Müstehab olan; kadının ayaklarından itibaren örten bir elbise, başını, boynunu örten bir başörtüsü ve elbisesinin üzerine giydiği bir dış kıyafet ile namaz kılması, rüku ve secde halinde elbisesinin arka tarafını ve diğer avret yerlerini ortaya çıkarmasını önlemek için kollarını yanlarına doğru açmalıdır. Bütün fıkıh alimleri, kadınların namaz ve ihramda yüzlerini açmaları gerektiği konusunda ittifak etmişlerdir. Farz olan, derinin rengini örten bir elbise ile örtünmektir.

Ten Rengini Belli Eden Şeffaf Kıyafetlerle Namaz Kılmak Caiz midir?

Ten rengini belli edecek kadar şeffaf bir elbise ile namaz kılmak caiz değildir. Çünkü böyle bir elbise, örtünmeyi sağlamamıştır. Ten rengini belli etmeyen, ancak vücudun hatlarını gösteren elbise ile namaz kılmak caizdir. Çünkü elbise ne kadar kalın dokunursa dokunsun, vücudun hatlarını göstermesinden kurtulmak mümkün değildir.

Derinin rengini gösterecek şekilde ince olan elbise ile avret yeri örtülmüş sayılmaz. Bunun için böyle bir elbise ile namaz kılmak sahih olmaz. Elbisenin darlığından dolayı avret yerinin belli olması, kötü bir hal ise de namazın sıhhatine engel olmaz. “Kadın güzel olur, onun yüzü ile ellerinin fitneye sebep olmasından endişe edilirse bu durumda yüzünü ve elini kapatması gerekir. Eğer kadın yaşlı olursa yüzünü ve ellerini açması caizdir.

Kıbleyi Bilmeden Namaz Kılmak Caiz midir?

4-► İstikbal-i Kıble: Namaz kılarken kıbleye yönelmek demektir. Kişi kıbleyi tayin edemez, yanında da kıbleyi sorup öğreneceği biri yoksa bu durumda ictihad eder ve ictihadı sonucu belirlediği yöne doğru namazını kılar. Eğer kıbleyi sorabileceği birini bulabilirse kişinin mutlaka ona sorması ve onun sözüne göre amel etmesi gerekir. Kişinin kıble tayini konusunda ictihadı, sorduğu kimsenin cevabından farklı olabilir. Bu durumda sorulan kimseye bakılır. Eğer o yöre halkından ve şahitliğine güvenilen biri ise bu durumda onun görüşüne itibar edilmesi gerekir. Namaz kılındıktan sonra kendisine kıble sorulan kimsenin yanlış cevap verdiği anlaşılırsa veya kıble yönünü belirlemek için ictihad eden kimsenin ictihadı değişirse, namazı tekrar kılması gerekmez. Çünkü namaz kılan kimse imkan ve gücü nispetinde amel etmiştir.

Namaz kılarken kıblenin yanlış olduğu anlaşılırsa

Namaz kılarken kıblenin yanlış olduğu anlaşılırsa bu durumda kıbleye doğru dönülür ve namaza kalındığı yerden devam edilir. Kişi; kıble tayini için yaptığı ictihadın sonucu ortaya çıkan yöne değil de başka yöne doğru namaz kılarsa namazı fasid olur. Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre kıbleyi tuttursa bile hüküm aynıdır. Ebu Yusuf’a göre kıbleyi tutturduğu takdirde namazı geçerlidir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

5-► Vakit: Namaz, günün belli zamanlarında yerine getirilmesi gereken bir farzdır. Bu itibarla farz namazlar için vakit şarttır. Yine her bir farz namaza bağlı sünnet namazlar, vitir, teravih ve bayram namazları için de vakit şarttır. Bir farz namaz, vaktinin girmesinden evvel eda edilemeyeceği gibi, vaktinin çıkmasından sonra da eda edilemez. Bir farz namazın vakit içinde kılınmasına ‘eda’, vakti içindeki namazın herhangi bir eksiklikten dolayı tekrar kılınmasına ‘iade’, vaktinin çıkmasından sonra kılınmasına da ‘kaza’ denir.. Kaza sadece beş farz namaz ve bir de vitir için söz konusudur. Cuma ve bayram namazları ile sünnet namazlar kaza edilemez.

6-► Niyet: Bütün ibadetlerde olduğu gibi namazda da niyet şarttır. Niyet aslında bir azimden ve kesin bir iradeden ibarettir. Kalbin bir şeyi kasdetmesi ve bir işin ne için yapıldığını bilmesi demektir. Namazla ilgili niyet; Yüce Allah’ın rızası için namaz kılmayı istemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir. Yapılan işlerin önemleri ve sevapları niyetlere göredir. Niyet kalbe aittir. Kalben niyet olmaksızın dil ile yapılan niyet geçerli değildir. Namaza başlarken yapılacak olan niyetin illa dille söylenmesi yani niyet edilen şeyin telaffuz edilmesi şart değildir.

Farz namazlarla, bayram ve vitir namazlarında bunları yerine getirirken hangi vakitler olduğunu belirlemek gerekir.. “Bugün ki sabah namazını” veya “Bugün ki Cuma namazını”, “bugün ki Vitir veya Bayram namazını” diye niyet edilir. Nafile namaz kılmak isteyen kimsenin sadece namaza niyetlenmesi yeterlidir. Kaza namazı kılarken farz namazı belirlemek gerekir. Vakit namazını kılarken ise vaktin farzına niyet edilir. İmama uyan kimse, hem vaktin farzına hem de imama uymaya niyet eder. Şöyle ki; İmamın namazına başlamaya veya kıldırdığı namazı konusunda imama uymaya niyet eder.

Akademi Araştırma Heyeti / Bir Müslümanın Yol Haritası / bkz: 306-312
Esad Muhammed Said es-Sağirci / Delilleriyle Hanefi Fıkhı / bkz: 159-166

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ