Kur'an Yurdu

Müddessir Süresi & Beyanu’l-Hak

Müddessir Süresi & Beyanu’l-Hak

Müddessir Süresi Kaç Ayettir ve Kaçıncı Süredir?

Müddessir Süresi Mekki bir süredir. Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin birinci ve ikinci yıllarında pasajlar halinde indirilmiştir. Toplam 56 ayet olan bu süre; adını ilk ayetindeki, örtüye bürünen veya içine kapanan anlamındaki müddessir kelimesinden almıştır. Hz Osman’ın mushafındaki kronolojik sıralamaya göre 4, Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre 74. süredir. Usül bilgilerimize göre bu süre, A’lak süresinden sonra indirilen ikinci süre olmasıdır.

Müddessir Süresi Konusu ve İçeriği

İlk vahiyden sonra, Hz Peygamber’e bir süre Cebrail vahiy getirmedi. Buna İslam’i kaynaklarda fetretü’l-vahy adı verilir Yaklaşık altı ay veya daha fazla sürdüğü söylenen bu hal, Allah’ın Elçisi’nin kendinden endişe duymasına sebep oldu. Nihayet bir gün, Resulüllah (s.a.v) Hira’dan dönerken taşlık bir vadide duyduğu bir ses ile irkildi:

“Ya Muhammed! Sen Allah’ın elçisi, bende Cibril’im”. Hz Muhammed heyecanla sesin geldiği tarafa yöneldi ve sesin sahibi Cibril’i bütün ihtişamıyla gördü. O, akla hayale durgunluk veren muhteşem bir görünümle ufku kaplamıştı. Bir süre hayranlık ve korku içerisinde onu seyretti, sonra da büyük bir heyecan içerisinde evine dönüp tefekküre daldı.

Gelen bu vahiylerden sonra, sadece eşi Hz Hatice ve amcası Varaka b. Nevfel ile görüşen Hz Muhammed , üzerindeki heyecanı atma ve rahatlama çabası içerisindedir. O, sürekli olarak Cibril’i; kendisine indirilen ayetlerdeki manayı ve hitapta ki azameti düşünmektedir. Kendisi bu düşüncelerle dolu iken: “Ey içine kapanan! Kalk da uyar” ayetleri geldi. Artık onun için risalet, başka bir ifadeyle tebliğ dönemi başlatılmış oldu

Tabii ki bir insanın geçmişi ne kadar temiz, kendisi ne derece güvenilir olursa olsun, “Allah beni size elçi gönderdi” dediği andan itibaren içinde yaşadığı toplumun ona bakışları değişecektir. İnsanlardan çok azı kendisine inanırken çoğunluğu bunu şüpheyle hatta endişeyle karşılayacaktır; kimi inanmadığı, kimi kıskandığı, kimi ise sosyal hayatta ki saltanatınıns arsılacağı veya ele geçirmiş olduğu gayr-i meşru kazanç yollarını kaybedeceği için onu ciddiye almayacaktır. Tabii ki Peygamber’e düşen sabretmek, söylenenlere aldırmadan tebliğine devam etmek olacaktır.

Birinci sürede olduğu gibi bu sürede de Hz Peygamber’e karşı gelenlerden, onların Allah’ın elçisi hakkında düşünce ve tavırlarından ve ona karşı verdikleri mücadeleden söz edilmektedir. Burada Velid b. Muğire başröldedir. Bu şahıs, madem bir adama indirilecekti o halde Kur’an şu iki şehirden birindeki büyük bir adama indirilmeli değil miydi? dedikleri o iki kişiden birisidir. Fakat o, dinlediği ayetler karşısında büyülenmiş, neredeyse iman etmek üzeredir. Ancak kavminin baskısı üzerine bir ikilem içerisine düşmekten de kendisini koruyamamıştır.

Velid, kavminin yanına gelince: “Az önce Muhammed’denöyle sözler işittim ki onlar, ne insan sözüne benzer ne de cin. Onda öyle bir tat, öyle bir parlaklık var ki tarifi mümkün değildir. Onun üstü verimli, zemini son derece feyizlidir. O, her halükarda üste çıkar, fakat kesinlikle onun üstüne çıkılamz” sözleriyle vicdanen iman etmeye meylini gösterdi. Fakat kavminin: Sende mi? sözleri karşısında , aniden aklını ve vicdanını çiğneyip kavmine ve dinine sadakatini göstermek üzere müthiş bir rol yapmaya başladı; halkının yanında ki prestijini kurtarmak için sözü dolandırıp “Muhammed mecnundur” diyorsunuz; onu bir kimseyi boğarken gördünüz mü? Kahindir diyorsunuz, hiç kehanet yaparken rastladınız mı? Şairdir diyorsunuz, hiç şir söylerken işittiniz mi? Yalancıdır diyorsunuz, hiç onun yalan söylediğine şahit oldunuz mu? Hayır.! Peki ona ne demeli? dedi ve durup düşündü. Sonra kendine ne söylenmesi gerektiğini kafasında ölçtü biçti, tasarladı ve: Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir. Bu, ancak bir beşer sözüdür deyiverdi

Kaynak: M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C: I / bkz: 51-52

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ