Kur'an Yurdu

Leyl Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri

Leyl Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri

Leyl Süresi Mekki bir süre olup; Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin ikinci yılında, bütün olarak indirilmiştir. Toplamı 21 ayet olan bu süre, adını birinci ayetindeki gece anlamına gelen ve kendisine yemin edilen ‘leyl‘ kelimesinden almıştır. Hz Osman’ın Mushafındaki kronolojik sıralamaya göre 9, Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre ise 92. süredir.

İnsanlar, simaları bakımından birbirlerine benzemedikleri gibi yönelişleri, işleri ve zevkleri bakımından da birbirlerinden farklıdırlar. Söz gelimi, başkalarını nefsine tercih edecek kadar gönlü bol olan takva ehli bir mümine cömertlik haz verirken, bu haslet zenginliğine güvenip de Allah’a bile ihtiyacının olmadığını söyleyecek kadar ileri giden cimri bir kafire son derece anlamsız gelir.

Yukarıda zikredilen kişilerden her ikisi de beşerdir. Allah her ikisine de akıl, irade, güç ve imkan lütfetmiştir. Biri imanın ve salih amelin gerekliliğine inanır, diğeriyse dini, beyinleri uyuşturan bir afyon olarak görür. Mümin, imanı gereği kendisine ve yaratıcısına karşı yükümlülüklerinin ve sorumluluklarının bilincini taşır; kafirse tüm uyarılara ve gerçeklere kulak tıkar, hatta yanında bunların konuşulmasına dahi tahammül edemez.

Mümin aldığı eğitim ve ahlak gereği insanları sevmek ve mal varlığını onlarla paylaşmak zorunluluğunu hisseder; yaptığı iyiliklerden zevk alır, onlar sayesinde insanın biriktireceği maldan daha yüce nice değerler kazanacağını bilir. Kafirse, nefsi arzularını tatmin dışında kimseye bir şey vermek zorunda olmadığını düşünür

Allah’a iman, aklın, düşüncenin, ilmin ve insanlığın gereği olduğundan insan için kolaydır; inkar ise yapısı itibariyle son derece zordur. Zira küfür, göz göre göre hakikati örtmek ve yok saymak demektir. Mesela; kendi varlığını düşünen bir insanın yaratıcısını inkar etmesi, kendisini inkar etmek kadar güç bir şeydir. O nedenle mümin için, Allah’ın rızasını ve bağışlamasını da hesaba katarak cennete girmek kolay, cehenneme gitmekse çok zordur. Çünkü cehennemin yolunda akla, düşünceye, bilme ve hikmete aykırı olan inkar, isyan, kendine yabancılaşma ve insanlıktan uzaklaşma gibi pek çok güçlükler bulunmaktadır.

İşin en şaşırtıcı yanı şudur: İkisi de insan olmalarına ve aynı temel niteliklere sahip bulunmalarına rağmen, biri gerçekten kolay olanı kolay, zor olanı da zor görürken, diğeri bütün uyarı ve ikazlara rağmen tabiatı icabı çok zor olan şeyi kolay, en kolay olan şeyi de zor görmektedir.

Ne yazık ki yaratılışta ki fıtri yapıyı ve insan kimliğini koruyamayan kimselere, gerçek bir insan olmak ve akıl gibi bir nimete sahip bulunmak hiçbir anlam ifade etmemektedir..

Leyl Süresi 4 ve 5. Ayet Meali: Ey Adem oğulları, sizin işleriniz / çalışmalarınız gerçekten türlü türlüdür. Bilesiniz ki kim muhtaçlara verir ve Allah’a karşı gelmekten sakınır

Leyl Süresi 4 ve 5. Ayet Tefsiri: Kim, Allah rızasından başka hiçbir karşılık beklemeksizin malından ihtiyaç sahiplerine zekat, sadaka, bağış, hediye vs adıyla verir; hayatı boyunca Allah’ın emir ve yasaklarına itaat eder, Peygamber’e uyar ve kulluk bilincini korursa, Allah da ona kolay olanı daha da kolaylaştırır. Kim de cimrilik eder, benim hiçk imseye ihtiyacım yok, kimsenin de benden alacağı yoktur dercesine nefsine tapar; Allah’tan, ahiret iyiliğini talep etmez ve ihtiyaç sahiplerine karşı ilgisiz kalırsa, Allah da ona, gerçek mümin için zor olan cimriliği ve kötülüğü daha da kolaylaştırır.

Sözün özü; ‘Herkes karakterine göre iş yapar (İsra’84)’ ve yaptığı iş kendisine kolay ve güzel gelir .Söz gelimi; putları terk edip Allah’a yönelen ve Hz Peygamber’e uyan Bilal’e işkence etmek, Ümeyye b. Halef’e zevk verirken; ağırlığınca bedel ödeyip onu hürriyetine kavuşturmak da Hz Ebu Bekir’e çok kolay gelir, hatta işten bile sayılmazdı. Çünkü o, Bilal’dan başka, altı köleyi daha sahibinin hayır diyemeyeceği bir bedel ödeyip hürriyetine kavuşturmuştur. Tarihte Ebu Bekir’ler eksik olmamıştır, Ebu Cehiller ve Ümeyyeler de sayılamayacak kadar çoktur.

Leyl Süresi 8. Ayet Meali: Fakat kim de cimrilik eder ve kendisini zengin görür

Leyl Süresi 8. Ayet Tefsiri: Mal varlığına güvenen ve kendisini her bakımdan kendine yeterli görüp hiç kimseye hatta Allah’a bile ihtiyacının olmadığını düşünen

Leyl Süresi 8. Ayet Meali: En iyiyi yalanlarsa

Leyl Süresi 9. Ayet Tefsiri: Kim daha iyi ve en iyiye kani olmamış, Allah’ın iyilik edenlere daha iyisini vereceği vaadine yalan demişse, biz de ona ateşe girmenin yollarını kolaylaştırırız.

Leyl Süresi 10,,,16. Ayet Meali: Biz de ona en zor olanı kolaylaştırırız. O (bilmelidir ki aşağıların aşağısına) düştüğünde malı onu kurtaramaz. Kuşkusuz bize düşen doğru yolu göstermektir. Ahiret de dünya da kesinlikle bizimdir. Ben, köpürüp dalga dalga alevler saçan bir ateşe karşı sizi uyardım. Oraya ancak ayetlerimizi yalanlayıp itaatten yüz çeviren kötü kişi girecektir.

Leyl Süresi 10…16. Ayet Tefsiri: Allah Teala, doğru yolu göstermeyi kendisine vazife bilmiş ve her insana fıtri din, akıl, peygamber ve vahiy gibi dört mükemmel hidayet bahşetmiştir. Özellikle de peygamber gönderip uyarmadığı hiçbir topluluğa azap etmemeyi ilke edinmiştir. Bundan sonrası insana kalmıştır. Doğru yola giren kendi yararına girmiş, doğru yoldan sapan da kendi aleyhine sapmış olur. Çünkü yüce Allah hatemü’l-enbiya olan Hz Peygamber vasıtasıyla Kur’an’ı indirmekle, insanlara hidayetini tamamlamıştır.

‘Oraya en bedbaht olandan başkası girmez’; Yani o ateşe kendini bütün yönlerinden kuşatacak şekilde en bedbaht olandan başka kimse girmez. Sonra bu en bedbaht olanı açıklayarak şöyle buyurmaktadır: ‘O ki, kalbi ile yalanlayıp organlarıyla azalarıyla amel etmekten yüz çevirenlerdir..

Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır;

Kıyamet gününde yüz çevirenler dışında ümmetimin hepsi cennete girecektir buyurdu.

Ashab; Ey Allah’ın Resulü ! Yüz çevirenler kimlerdir? dedi.

Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu;

Bana itaat eden cennete girer, bana isyan eden de yüz çevirmiş olur’.

Leyl Süresi 17-18. Ayet Meali: Malını verip arınan ve Allah’a karşı gelmekten titizlikle sakınan gerçek mümin ise ondan uzak tutulur.

Leyl Süresi 17-18. Ayet Tefsiri: Arınmanın iki yolu vardır;

Batıl inanç ve kötü huylardan nefsi temizleyip arındırmak

İhtiyaç sahiplerine malından zekat, sadaka, bağış, hediye ve karz-ı hasen adıyla vererek hem malını Allah’ın malından ve kullarının haklarından arındırmak hem de ahlaki niteliklerini mali açıdan temizleyip güzelleştirmektir. Ancak bu ikisini birlikte yapan kişi, tam manasıyla arınmış, muttaki vasfını kazanmış ve hesap gününde Allah’ın tezkiyesini ve tebriyesini hak etmiş olur

Resulüllah (s.a.v) buyuruyor ki;

Kim Allah yolunda bir çift mal infak ederse/hayır yaparsa, cennetin kapılarından şöyle seslenilir;

Ey Allah’ın kulu! Senin bu yaptığın gerçekten bir hayırdır.

Namaza devam edenler (namaz ehli) namaz kapısından çağrılırlar

Cihad edenler (cihad ehli) cihad kapısından çağrılırlar.

Oruçlarını aksatmayanlar (oruç ehli) Reyyan kapısından davet edilirler

Sadaka verenler (sadaka ehli) sadaka kapısından ağırlanırlar

Resulüllah (s.a.v) böyle buyurduktan sonra Hz Ebu Bekir (r.a);

Anam, babam sana feda olsun ey Allah’ın Resulü!

Bu kapılardan çağrılan kimselere hiçbir sıkıntı olmayacağı belli.

Peki bahsettiğiniz kapıların hepsinden çağrılan biri olacak mı? diye sordu.

Bunun üzerine Resulüllah (s.a.v):

Evet, umarım sen onlardan biri olursun.

Şimdi namaz kılmayan, oruç tutmayan, zekat vermeyen, fakir fukaraya gerçek manada sevdiği mallardan yardım etmeyen ve infakta bulunmayan kişi;

Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez ama hangi akılla cennete girmeyi ve hangi cennetin kapısından gel buyur içeri diye çağrılmayı bekliyor ?…..

Kaynak: M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:1 / bkz: 103-107

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ