Kur'an Yurdu

Hakka Süresi (Beyanu’l-hak) Tefsiri

Hakka Süresi (Beyanu’l-hak) Tefsiri

Hakka Süresi Kaç Ayettir ve Kaçıncı Süredir?

Mekki bir süre olan Hakka Süresi; Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin üçüncü ve dördüncü yıllarında iki bölüm halinde indirilmiş olup tamamı 52 ayettir. Birinci ayetinden itibaren bahsedilen ‘büyük gerçek / kıyamet’ den dolayı bu adı almıştır. Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 78, Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre 69. süredir.

Hakka Süresi Konusu ve İçeriği

Vukuu bulması gerçek olan kıyamete dikkat çekilerek süreye giriş yapılmıştır. Ölüm ötesi hayatı inkar eden, indirilen ayetleri yalanlayan ve Hz Peygamber ile alay eden Kureyşli müşrikler ve benzerleri uyarılmak istenmektedir. Çünkü gerçekleri akıl ve basiret yoluyla görmeyen, kendilerini uyarmaya ve gerçekleri göstermeye çalışan peygamberleri ve bilge kişileri dinlemeyen, hatta susturmaya çalışan gafil kimseler, ancak önceden bildirilen felaketlerin korkunç yüzüyle karşı karşıya kaldıkları zaman, akıllarını başlarına aldıklarını söylüyorlar, ama iş işten geçtikten sonra

Nuh, Ad, Semud ve Firavun’un kavimleri ve altı üstüne getirilen Lut kavmi de peygamberleri karşısında aynı tavrı sergilediler. Küçük kıyamet denilebilecek felaketlerle yüz yüze kalınca güçsüz olduklarını, ancak o zaman fark edebilirler. Söz gelimi, “Alemlerin Rab’i de ne demekmiş? (Şuara 11)”, “Sizin en yüce Rab’iniz benim (Naziat 24)” diyerek tanrılık iddiasında bulunan Firavun: “Denizde boğulurken: Ben de Musa’nın ve Harun’un Rabb’ine iman ettim (Yunus 90)” demişti. “Çok geç değil mi? (Yunus 91)”

Ne yazık ki insanlar, geçmişte inkar edenlerin akıbetlerini biliyor, birbirlerine kıssa olarak veya tarihi bir vakıa olarak anlatıyor, ama hiç ders almıyor!

Her yaratılanın ölümü, başlangıcı olanın da sonu elbette vardır. kıyamet de dünya hayatının sonu demektir; kainat, başlangıçtaki var oluş süreci, bir film şeridi gibi ters çevrilip yine toz ve gaz bulutuna dönüşerek yok olup gidecektir.Kozmik evren, parçalanarak moleküller, atomlar ve onların da parçalanmasıyla gaza ya da enerjiye dönüşme süreçlerini yaşarken, yer küre üzerinde olup da “Allah’ın merhamet edip esirgedikleri hariç..” diğer insanların yaşayacakları korkunç acıları ve dehşet verici anları tahayyül etmek bile güçtür. Cenab-ı Allah, uyarı amacıyla bunları insanın anlayış seviyesine yaklaştırarak önceden haber vermek suretiyle herkesi ” o gün esirgenip korunacaklar” arasına girdirmeyi arzu etmiştir. Ama inkarcıalr, gözleriyle görmedikçe inanmazlar, hatta “Gökten tepelerine kütleler halinde gök cisimlerinin düştüğünü görseler bile, bunlar üst üste yığılmış bulutlardır (Tur 44)” derler ve yakınlarındaki felaketi bile görmek istemeyecek kadar şaşkın olabilmektedirler.

İnsan için bütün sıkıntılar ölmekle bitmiyor ki. Dünya hayatında Allah’ın ve elçilerinin anlatmaya çalıştıkları hakikatleri dinlemeye bile tenezzül etmeyenler, o korkunç akıbetleriyle yüz yüze geldiklerinde ‘Keşke bana kitabım verilmez olsaydı, hesabımın ne olduğunu bilmez olsaydım; n’olaydı her şey ölüm ile son bulsaydı’ diyecekler, ama ne çare? Mahşerdeki hesap ortamının sıkıntısı, ebedi cehennem ve orada inkarı mümkün olmayan daha birçok çeşidi de onları beklemektedir.

Aklını ve iradesini kullanıp doğru yola giren müminler ise, hak ettikleri mükafatları fazlasıyla almışlardır. Ahiret hayatının bütün refah, mutluluk ve güzellikleri onlar içindir. Tabii ki her şey onlara ‘Helal’u hoş olsun’

Kim ne derse desin, Kur’an Muhammed’in sözü değildir. O bir başka beşerin sözü de olamaz. O, Cebrail’in, Arap diliyle inzal ettiği Allah’ın kelamıdır ve gerçeğin ta kendisidir.

Kaynak: M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C: II / bkz: 497-498

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ