Kur'an Yurdu

Duha Süresi Meali ve Tefsiri & Ömer Nasuhi Bilmen

Duha Süresi Meali ve Tefsiri & Ömer Nasuhi Bilmen

Dua Süresi 1. Ayet: Ey Muhammed’) Andolsun kuşluk vaktine

Bu mübarek süre, Allah Tealanın Peygamberimiz hakkındaki lütuf ve ihsanını bildiriyor. O Yüce Peygamberin günden güne daha ziyade nimetlere, muvaffakiyetlere nail olacağını müjdeliyor. Ve o Yüce Peygamberin yetimlere, yoksullara karşı güzel muamelede bulunmakla ve nail olduğu nîmetlerin şükrünü yerine getirmekle mükellef bulunmuş olduğunu göstermektedir. Şöyle ki: (Andolsun kuşluk vaktine…) yani: Güneşin yükseldiği, gündüzün başlamış olduğu, adeta insanlık alemine yeni bir hayat verilmiş gibi bir şekilde ilâhi kudretin pek parlak bir surette tecelli eylemiş bulunduğu bir zamana andolsun. Bu öyle bir zamandır ki: Musa (a.s) bu vakitte ilahi kelama erişmiş ve bu vakitte sihirbazlar imana gelip secdeye kapanmışlardı.

Dua Süresi 2. Ayet: Ve sükuna erdiğinde gceye ki,

(Ve sakin olduğu zaman) Yani: Gündüz hayatındaki faaliyet sükûnet bulup hareketler kesildiği, başka bir kudret manzarası vücuda geldiği vakit (geceye…) de andolsun (ki:) o da insanlık için başka bir ilahi lütuftur, bir istirahat zamanıdır. Yüce Peygamberimizin miracı böyle bir gece içinde vuku bulmuştur.

Kısacası: Gündüzler de, geceler de birer büyük nimettir, birer muazzam ilahi kudret eseridir. Bunların bu ehemmiyetine işaret içindir ki: Kendilerine yemin edilerek buyruluyor ki:

Dua Süresi 3. Ayet: Rabb’in seni terk etmedi, sana darılmadı da

Ey Son Peygamber!. (Rab’bin seni ne terketti) Ne senden veda ederek ayrılmak gibi bir hal vücuda getirdi (ve ne de) senden (darıldı.) ne de sana buğz etmiş oldu. Sen daima ilahi iltifatlara mazhar bulunmaktasın.

Bu mübarek sürenin sebebi nüzulü hakkında çeşitli rivayetler vardır. Kısaca deniliyor ki: Yahudiler, Resul-i Ekrem’e müracaat ederek ruhtan Zülkarneynden ve Ashab-ı kehf’den sual etmişlerdi. O Yüce Peygamber de: “Size yarın haber verir mi demiş “İnşallah” dememiş idi. Bunun üzerine ilahi vahiy bir müddet kesilmiş oldu. Bu müddet, on iki veya on beş veyahut kırk gün kadar devam etmişti. Bir takım müşrikler de “Artık Muhammed’e Rabbi veda etmiş, onu terkeylemiş diye söylemişlerdi, Peygamber Efendimiz ise böyle ilahi vahyin kesilmiş gibi olmasından dolayı pek fazla mahzun ve kederli bulunuyordu, Cenab-ı Hak’kın rızasına aykırı bir harekette mi bulundum diye pek üzülmeğe başlamıştı. Hatta deniliyor ki: Mübarek alnını Kabe-i Muazzama’ya koyarak dua ve niyazda bulunmuştu. Bunun üzerine bu mübarek süre inerek kendisinden Cenab-ı Hak’kın razı olduğu, o Yüce Peygamberin ilahi iltifatlardan mahrum kalmamış olduğu kendisine müjdelenmiş oldu.

Dua Süresi 4. Ayet: Göreceksin, senin için sonuç başlangıçtan daha iyi olacaktır

(Ve) Ey Yüce Peygamber!, (elbette ki: Senin için ilerisi) Müstakbel hayat, (evvelinden daha hayırlıdır.) sen her vakit yükselmeden yükselmeye nail olacaksın, senin günden güne izzet ve şanın yükselmekte bulunacaktır. Dünyada günden güne muvaffakiyetlere nail olacağın gibi asıl ahirette de her türlü nimetlere, tecellîlere mazhar bulunacaksındır. Artık gönlünü ferah tut. Nitekim bu ilahi müjde, daha dünyada iken tahakkuk etmiş oldu. Resul-i Ekrem Hazretleri nice başarılara, fetihlere kavuştu. Mübarek şeref ve şanı Şark ve Garba yayıldı, nice milyonlarca mümîn tarafından yüceltilmekte ve salât selâm ile anılmaktadır.

Dua Süresi 5. Ayet: Rabb’in sana verecek, sen de razı olacaksın

(Ve muhakkak ki:) Ey Yaratıkların en faziletlisi!. (Sana Rab’bin ihsan buyuracak) seni nimetlere erdirecektir Kısaca sen, ilahi vahye peş peşe nail olacaksındır. Bir müddet gecikmiş olduğundan dolayı mahzun olma ve senin Kerim olan Rab’binden (sen de hoşnut olacaksın.) nitekim bu ilahi va’d gerçekleşmiştir. Evet.. Cenab-ı Hak, O Yüce Peygamber’in dinini yüceltmiştir. O pek Muhterem Peygamberini nice muvaffakiyetlere eriştirerek gönlü ferah bir halde yaşatmıştır. Onun hakkındaki uhrevi nimetler ise her türlü düşüncelerin üstündedir.

Dua Süresi 6. Ayet: Nitekim O, seni bir yetim olarak bulup barındırmadı mı?

Evet.. Bir kere düşünmeli, ey insanlığın kendisiyle iftihar ettiği Yüce Peygamber!. Kerem ve merhamet sahibi Yaratıcın (seni bir yetim bulup barındırmadı mı?.) evet.. Sen daha validen rahmine henüz altı aydan beri şeref vermiş iken pederin vefat etmiş idi, validen dahi sen henüz sekiz yaşında iken ölüp gitmişti, seni amcan Ebû Talip yanına alarak hakkında pek güzel, şefkatlice muamelede, himayede bulunmuştu, sen bütün bir ilahi lütuf eseri olarak öyle büyüyüp gelişmeye muvaffak oldun.

Dua Süresi 7. Ayet: Seni, ne yapacağını bilmez halde görüp yol göstermedi mi?

(Ve) Cenab-ı Hak (seni) ey Yüce Peygamber! (bir şaşırmış halde buldu da) Sana (doğru yolu göstermedi mi?) evet.. Gösterdi, çünkü: O pek muhterem Peygamber, Allah’ın dininden mahrum, dini hükümlerden habersiz bir muhit içinde dünyaya gelmiş, kırk kadar kavminin pek cahilce hallerine şahit olmuş, onların akla, hikmete muhalif inançlarını, hareketlerini gördükçe hayretler içinde kalmış bulunuyordu. Sonra Cenab-ı Hak, lütfetti, o masum kulunu peygamberlik ve risalete nail kıldı, onun kaderini bir ilahi kitapla yüceltti, ona takip edilmesi icabeden hidayet ve saadet yolunu gösterdi.

Dua Süresi 8. Ayet: Seni muhtaç halde bulup ihtiyaçlarını gidermedi mi?

(Ve) Ey Yüce Nebi!, (seni) Kerim olan Rab’bin (bir yoksul buldu da zengin kılmadı mı?.) Evet.. O pek büyük Peygamberini, maddi ve manevi nice nimetlere nail buyurdu. Bilmektedir ki: Resul-i Ekrem Efendimize vaktile pederinden miras adına bir deve ile bir cariyeden başka bir şey miras kalmamıştı, dünyevi bir servete sahip değildi, fakat Cenab-ı Hak, o muhterem kuluna lütfetti, onu bir kalp zenginliğine sahip kıldı, onun yüceliğe yönelik olan bakışları karşısında dünya varlığının bir kıymeti kalmamış bulunuyordu. Maamafih eşi Hatice validemizin servetinden yararlandı. Ve ticaret ve cihat yoluyla nice malları elde ediverdi, daha dünyada iken de günden güne nice nimetlere, hayırlara kavuşmuş bulundu.

Dua Süresi 9. Ayet: O halde sakın ha, yetimi incitme

(Artık) Yüce Yaratıcı, o şefkat timsali Nebisine emrediyor ki: sen (sen yetime sakın kötü bir muamelede bulunma.) onun bir malını elde etmek isteme, ona bir hakaret gözüyle bakma, onun yetim haline merhamet et, kendisine şefkatle muamelede bulun, nitekim o merhamet deryası Peygamber de, yetimlere karşı büyük bir merhamet göstermiştir, bir hadis-i şerifi şu mealdedir. “Müslümanların arasında en hayırlı ev, içindeki yetime güzel muamele yapılan evdir ve müslümanlarca en şerli ev de içindeki yetime kötü muamele yapılan evdir.”

Dua Süresi 10. Ayet: İsteyeni azarlayıp gücendirme

Hak Teala Hazretleri, o Yüce Peygamberine şöyle de bir ahlakî fazilet telkin buyuruyor, (ve bir şey dileneni de) veya bir şey sual edeni de, (kovma) huzurundan reddetme, hakkında şefkatle muamelede bulun, bütün bu ilahi beyanlar, müslümanlar için ahlak dersi vermektedir. Dilenen bir kimseye bir şey verilmesi uygun görülürse verilmelidir. Verilmediği takdirde şefkatle, nezaketle reddedilmelidir. Sertlik, hakaret göstermemelidir Öyle bir muamele, insaniyete yakışmaz.

Dua Süresi 11. Ayet: Rabb’inin lutfettiği nimete gelince, ondan da bahset

(Fakat..) Ey Yüce Peygamber!. (Rab’bin nimetini de an.) Bir şükür lisanı ile söyle, o nimetten başkalarını yararlandır, nitekim o alemler için rahmet olan Yüce Peygamber maddi ve manevi nimetlere nail bulunmuş bunlardan ümmetlerini yararlandırmaya son derece çalışmıştır. Allah’ın salat ve selamı üzerine olsun.

Bu süreden itibaren Kur’an-ı Kerim’in son süresine kadar olan sürelerin okunmaları nihayetinde ‘”Allâh-ü Ekber” denilmesi, öteden beri yapılan bir sünnettir. Bu tekbir, Cenab-ı Hakkın Yüce şanına saygı ve Peygamber Efendimiz hakkında ilahi iltifatlara bir teşekkür vazifesi demektir. Kerim Mabudumuz, cümlemizi ilahi feyizlerine nail buyursun. Peygamberlerin Efendisi hürmetine amin.

Turan Yazılım / Mürşit 5 / Kur’an / Tefsir / Bilmen

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ