Kur'an Yurdu

Dua Ediyorum Ama Kabul Olmuyor Diyen Kardeşim!

Dua Ediyorum Ama Kabul Olmuyor Diyen Kardeşim!

Ve Rabbin dedi ki: “Göklerde olan, yerde olan herkes, ihtiyaçları için O’na yalvarır (1)”, Çünkü “Her türlü hamd O Allah’a mahsustur (2)”. O halde: “Dua ederken ister “Allah” ister “Rahman” diye hitab edin. Hangisini deseniz en güzel isimler hep O’nundur! (3)”. Çünkü “En güzel isimler Allah’ındır, o halde bu isimlerle O’na dua edin (4)”.

Ancak ne acıdır ki yüce Allah’ın emretmiş olduğu emirleri ve görevleri yerine getirmeyen, yüklemiş olduğu farzları ifa etmeyen ve koymuş olduğu yasaklardan sakınmayanlar “…o kimseler ki, benim ibadetimden kibirlenirler, onlar yakında aşağılanarak cehenneme girecekler (5)”.

İşte o gün öyle bir gün ki doğru yanlıştan, haklı haksızdan ayrılacak ve o gün “Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir (6)” ve “O gün ki, zalimlere mazeretleri fayda vermez ve onlar için lanet vardır. Ve onlar için yurdun kötüsü vardır (7)”

Oysa yüce Allah Resulünün vasıtasıyla: “Kullarım Beni senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da davetime icabet ve Bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki doğru yolda yürüyerek selamete ersinler (8)”.

Çünkü “Şüphe yok ki, biz elbette Peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz (9)”. Ancak Gazali’nin dediği gibi: Davranışları ile şeytanın yolundan giden kimse, dili ile Cenab-ı Hakk’ı zikretsede o şeytanın yoldaşıdır beyanını da unutmamak gerekir.

Ve Abdülkadir Geylani Hz. dediği gibi: Oğlum! Dua ağını at ve Allah’ın rızasına dön. Kalbin itiraz edip dururken dilinle dua etme. Kıyamet gününde insan dünyada iken yaptığı hayır ve şer işleri hatırlayacaktır. Orada pişmanlığın da, yaptıklarını hatırlamanın da bir faydası yoktur. Önemli olan, yapılması gereken şeyi ölmede önce, daha şimdiden hatırlamaktır. Hasat mevsiminde ekin ekmeyi ve tohum saçmayı düşünmek neye yarar.

Hz Peygamber (sav). ‘Dünya ahiretin tarlasıdır’ buyurmuştur. Her kim iyilik ekerse, diğer insanların imrenerek bakacağı mükafatlar biçer. Kim de kötülük ekerse pişmanlık biçer. Sana ölüm gelince uyanırsın ama, o zaman uyanmanın bir anlamı yoktur. Salih b. Yesar’ın belirttiğine göre Yüce Allah şöyle buyur:

Ey kullarım!

Bana dua ediyorsunuz fakat kalpleriniz başkalarına dönük.
Tutturduğunuz bu yol bilesiniz ki batıldır.

“Halbuki göklerde olsun,  yerde olsun kim varsa isteyerek veya istemeyerek,  hem kendileri hem gölgeleri  hepsi sabah akşam Allah’a secde ederler (10)”. Gerçek bu iken ve bunu gözle görür olmanıza rağmen Rabbinize gerek ibadetten, gerekse duadan mahrum kaldınız. Dilinizle dua ettiniz ama kalbinizle ettiğiniz duadan haberiniz yok. Bu kıldığı namazdan haberi olmayan kişinin durumuna benzer.

Şöyle ki:

Birinci rekatı kılar ama ikinci rekata kalktığı zaman ikinci rekat mıydı, üçüncü rekat mıydı unutur gider. Kendisi namazda ama kalbi dağda bayırda. Her ne kadar Allah’ın rahmetinden ümit kesilmeyecek olsa da bu gaflet içinde kıldığımız namazların, bu gaflette ettiğimiz duaların bir icabeti olur mu orasını ancak Allah bilir.

Nitekim bu konu üzerinde Hz Ömer (r.a)’dan gelen bir rivayet de buyuruyor ki; Kalpler birer kaptır. Bazısı bazısından daha çok şey alır. Öyleyse siz ey insanlar, siz de Allah’a dua ettiğinizde kabul olunacağına kesin bir inançla dua edin.

Önemsenmeyen ve gafil bir kalple dua eden kulun duasına icabet olunmaz buyurarak akılları idrak etmeye davet ve teşvik etmektedir.

Anlayan ve düşünenler için.

Ancak ne acıdır ki bizler, sizler ancak ne zaman ki işin içinden çıkamayız, başımız sıkışır, çıkar bir yol bulamayız o zaman Allah’a dua eder, o zaman Allah’a yalvarırız. Dua çok güzeldir ve makbuldür amenna ancak şurası da vardır ki sen varlık zamanında Rabbine şükredip dua edecek olursan eğer, yokluğa düştüğün zamanda Rabbin elinden tutacaktır ve ümitsizliğe düşmemen konusunda sana ilhamda bulunacak, sana yardım edecek ve bir çıkar yol gösterecektir. Ama er ama geç duana inşallah icabet edecektir. Sana düşen güzelce sabretmek ve beklemektir.

Nitekim yüce Allah; “Size gelen her nimet, Allah’tandır. Sonra size bir zarar dokunduğu zaman ancak ona seslerinizi yükseltip sığınırsınız (11)”.

Duanı kabul ederse takdir ettiği içindir etmedi ise eğer mutlaka ettiğin duadan daha hayırlısını sana nasip edecektir.

Nitekim yüce Allah “Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur. Olur ki sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olur. Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz (12)” buyurarak bu gerçeği dile getirmektedir. Her ne sonuç olursa olsun sana düşen Rabbimden gelen başım gözüm üstüne demektir. Bu konuda da Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

Kul yaptığı duaya karşılık olarak mutlaka şu üç şeyden birini alır

∟ Ya dua sayesinde günahı bağışlanır

∟ Ya peşin bir mükafat alır

∟ Ya da ahirette karşılığını bulur

Ancak bizler gibi basiret gözü kapalı, benliğini, dünya sevgisi kaplamış, dünyanın geçici zevklerine ve süslerine aldanan ahmakların yaptığı şu ayet-i celilede anlatılanlara bir misal olarak örnek verecek olursak eğer isabet olur

Ve Rabbin dedi ki: “Ve insana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek duada bulunur. Sonra ona Allah kendi tarafından bir nimet lûtfedince ona evvelce yapmış olduğu duayı unutur ve Allah için ortaklar koşmaya başlar (13)” ve “İnsan bir sıkıntıya maruz kalınca gerek yan yatarken, gerek otururken veya ayakta iken, Bize yalvarıp yakarır. Fakat Biz sıkıntısını giderdik mi, sanki uğradığı dertten dolayı Bize yalvaran kendisi değilmiş gibi eski haline geçip gider. İşte (hayat sermayelerini boşuna harcayıp) haddini aşanlara, yaptıkları işler, kendilerine böyle süslenmiş, hoşlarına gitmiştir (14)”.

Allah için ortaklar koşmaktan kasıt; Allah’ı bırakıp da sebeplere sarılmaktır. Yada başkalarına sızlanıp, başkalarından medet ummaktır vs. Nitekim yüce Allah “Sonra sizden o zararı giderdiği vakit o an sizden bir gurup Rab’lerine ortak koşarlar (15)” şeklinde buyurmakta ve başka bir ayet-i celilede belirtildiği üzere

“Kendisinin duasına, ta kıyamete kadar cevap veremeyecek olan ve esasen kendilerine yapılan dualardan habersiz o Allah’tan başka uydurulan nesnelere yalvaran kimseden daha şaşkın biri hiç olabilir mi? (16)” şeklinde buyurmakta ve ikaz etmektedir.Anlayan için…!!!

Ve o gün “…ateşte olanlar, cehennemin bekçilerine derler ki: Rabbinize dua edin, bizden birgün azabı hafifletsin (17)” ve cevap olarak “Onlar: “Peygamberleriniz size açık açık delillerle gelmediler mi?” deyince: “Evet!” diye cevap verirler. Bu defa onlar: “O halde siz kendiniz yalvaracaksanız yalvarın (biz sizin durumunuzdaki kimseler için dua etmeyiz.)” derler.

Kafirlerin duaları ise neticesiz kalır (18)”

“Arşı taşıyan, bir de onun çevresinde bulunan melekler devamlı olarak Rab’lerini zikir ve O’na hamd ederler. O’na gerçekten inanır ve müminler için şöylece af dileyip dua ederler:

“Ey Ulu Rabbimiz, senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır! O halde tövbe edenleri ve Senin yoluna tâbi olanları, affet ve onları cehennem azabından koru! (19)” ve “Ey bizim ulu Rabbimiz! Sen, onları ve onlarla birlikte babalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi kimseleri kendilerine vâd ettiğin Adn cennetlerine yerleştir. Muhakkak ki Sen azîz ve hakîmsin (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibisin) (20)”.

Ve ben: “Rabbime niyaz edip yalvarıyorum.  Rabbime niyaz etmem sayesinde mahrum ve perişan olmayacağımı umuyorum (21)”

AMİN

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-Rahman Süresi 29) (2-İsra Süresi 111) (3-İsra Süresi 110) (4-A’raf Süresi 180) (5-Mü’min Süresi 60) (6-Müddessir Süresi 38) (7-Mü’min Süresi 52) (8-Bakara Süresi 186) (9-Mü’min Süresi 51) (10-Rad Süresi 15) (11-Nahl Süresi 53) (12-Bakara Süresi 216) (13-Zümer Süresi 8) (14-Yunus Süresi 12) (15-Nahl Süresi 54) (16-Ahkaf Süresi 5) (17-Mü’min Süresi 49) (18-Mü’min Süresi 50) (19-Mü’min Süresi 7) (20-Mü’min Süresi 8) (21-Meryem Süresi 48)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ