Kur'an Yurdu

Cin Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri

Cin Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri

Cin Süresi Kaç ayettir ve Kaçıncı Süredir?

Cin Süresi Mekki bir süredir. Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin altıncı yılında bir bütün halinde indirilmiş olup tamamı 28. ayettir. Adını Hz Peygamber’in okuduğu Kur’an’ı dinleyen cinler topluluğundan almıştır. Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 40, Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre ise 72. süredir

Cinlerin Özellikleri, Görevleri ve Sorumlulukları

Cinler, dumansız / yalın ateşten var edilmiş, insan gözüyle görünmeyen soyut varlıklardır. Onlar da insanlar gibi Allah’a kulluk maksadıyla yaratılmış akıllı kimselerdir. Onların da görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Onlarda iman ve güzel işlerinden ötürü mükafatlandırılacak, inkar ve kötülüklerinden dolayı cezaya çarptırılacaklardır. Cennet ve cehennem, aynı zamanda insanlarla beraber onlar içindir.

Cin Süresi 1. Ayet Meali: De ki: Bana şu vahyolundu: Cinlerden bir topluluk beni dinlediler ve dediler ki: Gerçekten biz hayrete düşüren bir Kur’an dinledik.

Cin Süresi 1. Ayet Tefsiri: Cinler (tek cinni), Allah’ın ateşten yarattığı gözle görülemeyen, gizemli ve soyut varlıklardır. Onların yapıları, insanlarınkinden farklıdır ve istedikleri şekle girebilme kabiliyetine sahiptirler. Hitaba muhatap olmaları ve Allah’a ibadetle yükümlü tutulmaları, onların da insanlar gibi akıl, idrak ve irade sahibi yükümlü ve sorumlu varlıklar olduğunu gösterir. Allah, onlardan da kendilerine elçiler göndermiştir. Tabiatları icabı onlarında mümin olanları ve kafir olanları, iyileri ve kötüleri vardır.

Cin Süresi 16-17. ayet Meali ve Tefsiri

Cin Süresi 16-17. Ayet Meali: Ve eğer onlar o yol üzere dosdoğru gitseler elbette biz onlara bol su içirirdik. Onları bu konuda deneyelim diye. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse onu zorlu bir azaba sokarız.

 Cin Süresi 16-17. Ayet Tefsiri: Cenab-ı Hak buyuruyor ki: Eğer onlar doğru yolda dosdoğru gitselerd,, Allah onlara azap etmez, aksine bol bol rızık ve müreffeh bir hayat bahşederdi. “Şayet helak ettiğimiz beldelerdeki halk inanmış ve karşı gelmekten sakınmış olsalardı, elbette onlara gökten ve yerden bereket kapılarını açardık (A’raf 96)”. Bunun benzeri bir söz de Ehl-i Kitap için söylenmiştir: “Şayet onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rab’lerinden kendilerine indirileni uygulamış olsalardı, mutlaka üstlerinden ve ayaklarının altından rızıklandırılırlardı. Onlardan bir topluluk orta yolu takip etse de pek çoğunun yaptığı şeyler oldukça kötüdür (Maide 66)”

“Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonuçta bolca verilen nimetlerle şımardılar. Biz de onlrı ansızın yakalayıverdik. Bir de bakmışsın ki susup kalmışlar. Sonunda zalim toplumun arkası kesiliverdi. Allah, ne güzel yaptı (En’am 44). Yoksa onlar bizim kendilerini mal ve evlatlarla desteklediğimizi, onların iyilikleri için çabaladığımızı mı sanıyorlar! Hayıs, onlar caildirler (Müminun 55-56)”

Kaynak: M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C: I / bkz:383-391

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ