Kur'an Yurdu

Allah Kendisine Dua Edenin Duasına İcabet Eder

Allah Kendisine Dua Edenin Duasına İcabet Eder

Bana dua edin ki size karşılık vereyim

İnsanı insan yapan, insana üstün değerler kazandıran, yüce Yaratıcısına karşı şükrünü ifade eden, insanın özü olan ve hadis-i şerif de belirtildiği üzere ‘dua ibadetin iliğidir yada başka bir rivayetle dua ibadetin ta kendisidir’ beyanı ile Ve Rabbin dedi ki: “Bana dua edin ki size karşılık vereyim. Zira Bana ibadet, yani dua etmeyi kibirlerine yediremeyenler, zelil ve rezil olarak cehenneme gireceklerdir (1)” ve başka bir ayet-i celile de yüce Allah Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki? (2) buyurmaktadır.

“Hz Ebubekir (r.a): Ben size Allah’a karşı takvalı olmanızı, ona layık olduğu şekilde övgüde bulunmanızı, korku ve ümidi birbirine karıştırmanızı, Allah’a dua edip istediğinizde ısrarla istemenizi tavsiye ederim. Şüphesiz aziz ve celil olan Allah, Zekeriya’yı ve aile halkını överek ‘Şüphesiz bunlar hayırlı işler yapmaya koşarlar. Umarak, korkarak bize de dua ederlerdi. Bize gönülden derin saygı duyarlardı (Enbiya’90)’ diye övmüş buyurmaktadır (3)”. Nitekim;

“Zekeriya mabedde durmuş namaz kılarken, melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana kendisi tarafından gelen bir kelimeyi tasdik edici, iffetli ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler (Al’i İmran/39)’. İcabetin namazda olması, duanın namaz da yapıldığını gösterir. Dolayısıyla namazdaki nidanın da gizli olması icab eder (4)”

Ve sabır deryası olan “Eyyub’u da an o vakit ki, Rabbine nida etti, dedi ki: Şüphe yok, beni zarar kapladı ve sen yarabbi rahmet edenlerin en merhametlisisin (5)” ve “Biz de onun duasını kabul ettik de onda olan ıstırabı açıverdik ve ona ailesini ve onlar ile beraber onların bir mislini kendi tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir öğüt olmak üzere verdik (6)”

“Ve Zünnun’ü (HzYusuf) da an o vakit ki: Öfkeli olarak gitmişti. Bizim kendisini sorumlu tutmayacağımızı zannetmişti. Derken karanlıklar içinde kalıp niyazda bulundu ki: Yarabbi! senden başka ilah yoktur, seni tenzih ederim şüphe yok ki, ben zalimlerden oldum (7)” ve “Onun da duasını kabul buyurduk ve o sıkıntıdan kurtardık. İşte Biz müminleri böyle kurtarırız (8)”

“Zekeriya’yı da an. Hani o: “Ya Rabbi, beni evlatsız, tek başıma bırakma ki (lütf edeceğin evladım) bana varis olsun. Bununla beraber iyi biliyorum ki, herkes fanidir, herkesten sonra baki kalan, bütün vârislerin en iyisi olan Sensin Sen! (9)” ve “Onun da duasını kabul buyurduk. Ona Yahya’yı armağan ettik. Bunun için de eşini çocuk doğurmaya elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar hayırlı işlere koşuşur, iyilikte yarışır, hem ümit, hem endişe içinde Bize yakarırlardı. Gerçekten Bize derin bir saygı gösterirlerdi (10)”.O zaman

“..kendisine dua ettiği zaman, sıkıntı içinde kalana karşılık veren ve kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün hakimleri kılan mı? hayırlıdır? (11)” yoksa Allah’tan başkasına sığındıklarınız ve Allah’tan fazla değer verdikleriniz mi?

Bu değerler nelerdir diye soracak olursanız eğer dünya malıdır, dünya metaıdır, dünyanın geçici zevkleri ve süsleridir, kadınıdır, evlenmesidir, evidir, arabasıdır, yalakalık olsun diye yaltaklandığınız mevki ve servet sahibi kişilerdir ve bunlardan da önemlisi ailenizdir. İşte bu saydıklarımıza Allah’tan fazla değer veriyorsanız eğer bilin ki sizin taptığınız, Rabbiniz odur.

Cahiliye döneminde insanlar puta taparken ve taptıkları şey belli iken, zamanımızın putu ise bu saydıklarımızdır yada daha açık bir ifade ile eğer sen; Allah’ı anmaktan çok bu saydıklarımızı diline doluyorsan senin sevdiğin odur. Seni sevdiğinden alıkoyan şey ne ise, senin sevdiğin odur.

O zaman “Size ne oluyor ki, Resulullah da sizi Rabbinize iman etmeye çağırdığı halde, Allah’a inanmıyorsunuz. Oysa Allah sizden bu hususta kesin söz almıştı, eğer imana gelecekseniz bu yeter (12)”. Aksine hareket ederseniz eğer o zaman

“Görecek olsan o vakit ki, günahkarlar Rab’lerinin huzurunda başlarını eğmiş oldukları halde ey Rabbimiz! Gördük ve işittik, artık bizi geri çevir. Bir salih amel işleyelim. Şüphe yok ki, biz kat’î surette inanmışlarız. derler (13)”.

Ancak ne acıdır ki geçen geçmiş, biten bitmiştir. İşte o zaman yüce Allah sizi düşünüp anlayacak kimsenin kendisinde düşünebileceği bir müddet kadar yaşatmadık mı? (14)” diye soracak.

İşte “…siz nasıl bugünkü buluşmayı unuttunuz ve bu unutmayı ömür boyu sürdürdüyseniz, Biz de bugün sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan ötürü, tadın bakalım sürekli azabı! (15)” hitabıyla karşılık vermiştir, verecektir. “O gün ki, zalimlere mazeretleri faide vermez ve onlar için lanet vardır. Ve onlar için yurdun kötüsü vardır (16)”.

İşte o zamanda cehennemdekiler ve o alevli ateşte olanlar diyecekler ki “..biz gerçeği işiten ve aklını çalıştıran kimseler olsaydık, elbette bu alevli ateşe girenlerden olmazdık! (17)”

“Ve onlar orada feryat ederler ki, Ey Rabbimiz! Bizi çıkar, yapar olduğumuzdan başka salih amelde bulunalım, onlara denilir ki: Ya sizi düşünüp anlayacak kimsenin kendisinde düşünebileceği bir müddet kadar yaşatmadık mı? Ve size korkutucu geldi, şimdi azabı tadın, artık zalimler için hiçbir yardımcı yoktur (18)” deyip de “Allah Teala: “Kesin sesinizi, sakın bir daha Bana bir şey söylemeye kalkışmayın!” (19)” dediği zaman halimiz, haliniz ne olur hiç düşündünüz mü?

İşte bu yüzdendir ki ne suretle olursa olsun dünyevi menfaat ve çıkar gözetmemek sureti ile Allah’a ibadetten ve duadan geri durmayın. Çünkü İslam büyüklerinden Süfyan-ı b. Uyeyne’nin dediği gibi: Kusurlarınız sizi dua etmekten alıkoymasın.

Zira Yüce Allah en kötü yaratık olan şeytanın bile duasını kabul etmiştir. Şeytan rahmet kapısından kovulduğu zaman; Rabbim.(insanlar) dirilinceye kadar bana süre ver diye dua edince Yüce Allah, “Öyle ise sen kıyamete kadar süre verilmişlerdensin buyurdu (20) .

Zaten sen dünyevi bir çıkar gözetmeksizin Allah’a ibadet edip, dua ederek münacaatta bulunduğun zaman, dünyevi işlerinde düzelecektir.

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-Mü’min Süresi 60) (2-Furkan Süresi 77) (3-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:7 / bkz: 271) (4-Mehmet Ildırar / Tasavvuf ve Nefis Terbiyesi / bkz: 215) (5-Enbiya Süresi 83) (6-Enbiya Süresi 84) (7-Enbiya Süresi 87) (8-Enbiya Süresi 88) (9-Enbiya Süresi 89) (10-Enbiya Süresi 90) (11-Neml Süresi 68) (12-Hadid Süresi 8) (13-Secde Süresi 12) (14-Fatır Süresi 37) (15-Secde Süresi 14) (16-Mü’min Süresi 52) (17-Mülk Süresi 10) (18-Fatır Süresi 37) (19-Mü’minun Süresi 108) (20-A’raf Süresi 14-15)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ